2012

Gönderilme Tarihi | Ocak 18, 2012 | 6 Comments

2005 yılında Margotto’yu yazmaya başlamışım.

Yedi cüce senedir buraya gelip bir şeyler yazıyorum demek ki.

Ama işte son zamanlarda, yapamıyorum bunu. Bir sürü bahane buluyorum kendime. Sonra o bahaneler tedavülden kalkıyor. Yenilerini bulmak gerekiyor.

Sonra bir an geliyor, yeni bahane bulmak yeni bir laf etmekten daha zor geliyor.

Bu an o an mı? Bilmiyorum.

Yeni senede, bu eski dosta veda etmekle, devam etmek arasında gidip geliyorum…

Bir zamanlar buralarda bir yerde

Gönderilme Tarihi | Ekim 18, 2011 | 9 Comments

Pazar günü pazara gittik. Bagajı zerzevatla doldurduk, eve dönüyoruz. Bir baktık, yolun ortasında bir polis arabası duruyor. Şoför mahalinin kapısı açık. Ortalıkta kimse yok. Ne sağından ne solundan geçilecek gibi. El mecbur bekliyoruz. Aradan bir-iki dakika geçmeden kenardaki ceviz ağacının arkasından bir polis çıkıverdi. Ellerinde cevizlerle. Ne mahçup, ne de utangaç sadece eğlendiğini belli eden bir gülümsemeyle, arabasına bindi. Polis arabası hareket etti, biz de arkasından.

.

.

.

Dün hava çok soğuktu yine, tıpkı bugün gibi. Tramvay neyseki boş geldi, Sultanahmet’ten bindim. Tıngır mıngır ilerliyoruz. Topkapı’ya gelmek üzereyiz. Bir anons duyuldu:

“Sayın yolcularımız, araç Cevizlibağ aracıdır. Cevizlibağ açık bir istasyondur. Şu anda dışarıda yağmur yağmaktadır. Aktarma yapacak yolcular kapalı olan Topkapı durağında insinler. Islanmasınlar.”

Tramvaydaki yolcuları bilmem ama benim kalbim ısındı, ısındı, ısındı… Hatta içine birden sıcak çay konan bardak gibi, çıt etti çatladı.

Siz de eğer benim gibi Bir Zamanlar Anadolu’da filmini seyrettiyseniz, birinci olayda filmdeki tarlaya dalıp kavun toplama sahnesini, ikinci olayda kızın çay ikram ederken birden bire pat diye kola çıkarıp çocuğun eline verişini hatırlayıvereceksiniz. Ve tıpkı benim gibi hangisinin gerçek hangisinin film olduğunu karıştıracaksınız bir an. “Filme hiç gitmedik mi, yoksa filmden hiç çıkmadık mı?” diyeceksiniz.

bir tatilden kalan birkaç fotoğraf

Gönderilme Tarihi | Eylül 13, 2011 | 2 Comments

devamini oku »

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama