MARGOTTO

Yağmurlar,diziler,dostluklar ve sakatlıklar üzerine…

Kış geldi, aldınız mı? Almama gibi bir durumunuz yok zaten, ben öyle kelime oyunu yapayım, sempatik kediler gibi ortamlara salayım demiştim.
Hafta sonunda üzerimize dökülen su miktarında görülen artmadan dolayı, evden çıkılması zannımca sakıncalı bulundu, bunun yerine okuma, anlama ve anladığını kelimelere dökme egzersizleriyle beyne masaj yapıldı, kendisinin gevşeyen ve artık kendini salan mafsalları üzerinde yapılan [...]

Kapıldım bahtımın rüzgarına…

Bir duygusuzluktur aldı başını gidiyor bünyede. Bulunduğum ortamda bir şey hissetmeye kalksam, hissettiğim şey hoşuma gitmeyeceğinden o topa hiç girmiyorum. Onun yerine kendim, şahsım ve ben bir duygusuzluk topu olarak sonbahar rüzgarlarında savruluyoruz.
Hafta sonu Çengelköy’e savrulmuştuk mesela, Süper Baba’nın kahvesine gittik ama baba biraz önce çıkmış. Biz de güneşin batışını seyrederiz napalım dedik. Oturduk konuştuk [...]

AKŞAMA DOĞRU

Yasemin çayını bir kenara koydu ve tıkalı olmayan burun deliğinden derin bir nefes aldı. Bugün de akşam oldu diye geçirdi içinden. Aklına Seynan Levent’in yumuşak sesi ve masasındaki kırmızı karanfili geldi. Akşama Doğru programı eğer on beş sene kadar sürdüyse, bazı gün batımlarında bu lafı söylemek abesle iştigal sayılmaz öyle değil mi? Bazı sesler, bazı [...]

bu kategorideki diger yazilar »

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama