<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Margot ve Yenik Boksör Battaniyesi yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://margotto.com/2006/09/16/margot-ve-yenik-boksor-battaniyesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://margotto.com/2006/09/16/margot-ve-yenik-boksor-battaniyesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 12:53:17 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: ivriz</title>
		<link>http://margotto.com/2006/09/16/margot-ve-yenik-boksor-battaniyesi/comment-page-1/#comment-1048</link>
		<dc:creator>ivriz</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Sep 2006 20:04:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://margotto.com/?p=154#comment-1048</guid>
		<description>ilk sonbahar yağmuru gece yağmıştı, gürültüsüne uyandım ve nedendir tam olarak kestiremedim ama birden çok moralim bozuldu, sonra üstüne uyuyup kötü mü kötü bir rüya gördüm. ardından iki üç gün kendime gelemedim. &lt;br/&gt;yağmur beraberinde sıkıntıyı mı getirdi nedir? ama hiç böyle olmamıştı önceden. &lt;br/&gt;üzüldük elbet sıcakların gidişine,ama sonbaharın da ayrı bir tadı var be Margot, yakında iyice alışır, kaparız sıcak kahvelerimizi, gideriz evimizin en sevdiğimiz köşesine, sarılır battaniyeye kitap okuruz bir şeyler yaparız işte. ya da buluruz bir kaç kişi daha yastık muhabbeti gibi bir şeyler yaparız. &lt;br/&gt;karlar geliverir sonra, oturur pencere kenarına hepsinin ayrı şekillerini inceleriz.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;ne bileyim işte, güzel olacak güzel, çok güzel olacak:))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ilk sonbahar yağmuru gece yağmıştı, gürültüsüne uyandım ve nedendir tam olarak kestiremedim ama birden çok moralim bozuldu, sonra üstüne uyuyup kötü mü kötü bir rüya gördüm. ardından iki üç gün kendime gelemedim. <br />yağmur beraberinde sıkıntıyı mı getirdi nedir? ama hiç böyle olmamıştı önceden. <br />üzüldük elbet sıcakların gidişine,ama sonbaharın da ayrı bir tadı var be Margot, yakında iyice alışır, kaparız sıcak kahvelerimizi, gideriz evimizin en sevdiğimiz köşesine, sarılır battaniyeye kitap okuruz bir şeyler yaparız işte. ya da buluruz bir kaç kişi daha yastık muhabbeti gibi bir şeyler yaparız. <br />karlar geliverir sonra, oturur pencere kenarına hepsinin ayrı şekillerini inceleriz.</p>
<p>ne bileyim işte, güzel olacak güzel, çok güzel olacak:))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: esperanza</title>
		<link>http://margotto.com/2006/09/16/margot-ve-yenik-boksor-battaniyesi/comment-page-1/#comment-1047</link>
		<dc:creator>esperanza</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Sep 2006 08:20:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://margotto.com/?p=154#comment-1047</guid>
		<description>fikri abi bir gider bir gelir. zamanını en iyi kendi bilir. bize beklemek düşer. sana güneşin kızı diyelim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>fikri abi bir gider bir gelir. zamanını en iyi kendi bilir. bize beklemek düşer. sana güneşin kızı diyelim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: kayıkçı</title>
		<link>http://margotto.com/2006/09/16/margot-ve-yenik-boksor-battaniyesi/comment-page-1/#comment-1046</link>
		<dc:creator>kayıkçı</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2006 15:39:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://margotto.com/?p=154#comment-1046</guid>
		<description>Sonbaharlar’ın Fikri’yi iki yaşındayken; bir eylül ayı akşamüstünde; halkın tamamen içinden kopup gelmesine ve avamlığına ve Kısa Maltepe sigarası kokmasına rağmen francophone’luğuyla hayretler uyandıran Isparta Tren Garı’nın yanındaki; uzun selvi ağaçlarının altında bir bankta yapraklara yazı yazarken ve bir yandan şarkı söylerken buldular. İlk cümlemin umarsızca uzunluğuna kafa yorup tekrar okumaya kalkmış olabilen ve iki yaşındaki Fikri’nin yazı yazmasına üstelik de yapraklara yazmasına hattâ üstüne bir de şarkı okumasına bir anlam veremeyen sizler’i bu meseleyi inandırmaya kalkarsam şu yorum yeri ayrı bir bloga döner, o yüzden sizin hayâlgücünüze bırakıp kısa kesmeye çalışacağım. Gar Müdürü Fikri’yi alıp hastaneye götürdü, hemşireler ona acıyıp ve sarı gözlerinin düşünceliliğine türlü fikirler yükleyip adını Fikri koydular. Doğduğu ay itibariyle de kendisine Sonbaharlar’ın Fikri dediler. Üçbuçuk yaşında hastaneden kaçtı Fikri. Beş yaşında kimsesiz çocuklar evine düştü ama yedi yaşında kendini kurtardı ve tren garına sığınarak ikinci sonbaharını erkenden yaşamaya başladı. Artık o erken bir flaneur’dü ve tren garlarının devletli harflerinin yazdığı bir hikâyenin ne karakteri, ne mekânı, ne zamanı, başlıbaşına kendisiydi. &lt;br/&gt;Şimdilerde otuzlu yaşlarına merdiven dayadı ama çıksam mı çıkmasam mı diye kafa yorup aşağıda oyalanmakla meşgul. Ve aynı şarkıyı söylüyor; “hoyrattır bu akşamüstleri daima”.&lt;br/&gt;Daha fazlasını da anlatırdım lâkin sayın Margot’nun dimağında şimdi, bize söz düşmez.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharlar’ın Fikri’yi iki yaşındayken; bir eylül ayı akşamüstünde; halkın tamamen içinden kopup gelmesine ve avamlığına ve Kısa Maltepe sigarası kokmasına rağmen francophone’luğuyla hayretler uyandıran Isparta Tren Garı’nın yanındaki; uzun selvi ağaçlarının altında bir bankta yapraklara yazı yazarken ve bir yandan şarkı söylerken buldular. İlk cümlemin umarsızca uzunluğuna kafa yorup tekrar okumaya kalkmış olabilen ve iki yaşındaki Fikri’nin yazı yazmasına üstelik de yapraklara yazmasına hattâ üstüne bir de şarkı okumasına bir anlam veremeyen sizler’i bu meseleyi inandırmaya kalkarsam şu yorum yeri ayrı bir bloga döner, o yüzden sizin hayâlgücünüze bırakıp kısa kesmeye çalışacağım. Gar Müdürü Fikri’yi alıp hastaneye götürdü, hemşireler ona acıyıp ve sarı gözlerinin düşünceliliğine türlü fikirler yükleyip adını Fikri koydular. Doğduğu ay itibariyle de kendisine Sonbaharlar’ın Fikri dediler. Üçbuçuk yaşında hastaneden kaçtı Fikri. Beş yaşında kimsesiz çocuklar evine düştü ama yedi yaşında kendini kurtardı ve tren garına sığınarak ikinci sonbaharını erkenden yaşamaya başladı. Artık o erken bir flaneur’dü ve tren garlarının devletli harflerinin yazdığı bir hikâyenin ne karakteri, ne mekânı, ne zamanı, başlıbaşına kendisiydi. <br />Şimdilerde otuzlu yaşlarına merdiven dayadı ama çıksam mı çıkmasam mı diye kafa yorup aşağıda oyalanmakla meşgul. Ve aynı şarkıyı söylüyor; “hoyrattır bu akşamüstleri daima”.<br />Daha fazlasını da anlatırdım lâkin sayın Margot’nun dimağında şimdi, bize söz düşmez.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

