Margot olalı bir balık tuttum!

Soğuk bir Pazar günü bugün günlerden. Hâlbuki hava da güzel olacak demişlerdi, ona güvenip termosta çay, Boğaz’a gidiyoruz; biz, torbada poğaçalar ve iki yeşil elma.Tarabya sahilinin bir ucuna ilişiyoruz, diğer balık tutanların boş bıraktığı bir yerlere. Bir kamp sandalyesi açıyoruz zira ben çok ayakta duramam, netameliyim. Katlanan şezlongumsu şey açılıyor ve ben ona oturmaya utanıyorum [...]

ARA SICAKLAR…

Aralık ayını da ortaladık, kaleye doğru ilerliyoruz. Benim için tüm kış ayları çetin rakiplerdir ve hatta sonbahar ve hatta tüm kapalı havalar ve soğuk günler. Soğuktan içim çekilir, içimden bir içime çekileyim hali gelir kabarır. Ben öyle puf böreği gibi kabarmış yüreğimle işe gider gelirim. Hastalanmış, uyuklayan bir muhabbet kuşu gibi öylece kabarır, masamın başına [...]

Benim toplar damarım

Yazıya onu bekleyerek değil, onun için çalışarak kavuşabileceğimi düşündüğüm bir gün bugün. Nedense son zamanlarda kalemden kaçıyorum. Kalemi bir yandan özlüyor ama bir yandan da, defterin üzerinde düşüncelerimi oynatmaktan ölesiye korkuyorum. Kendimce bahaneler buluyorum yazmamak için. Hasta oluyorum çoğu zaman. Çok hastayım ya da çok meşgul. Sokakta her köşeye sinen sis gibi bir his kapladı [...]

bu kategorideki diger yazilar »

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama