Margot’nun niyetçi tavşanı

Bugünün karanlık ve sıkıntılı bir gün olacağını düşünmüştüm. Sabah yürürken kulaklarımı ısıran soğuktan mı, bir türlü şekle girmeyen ve Mart çalısı(!) gibi görünen saçlarımdan mı, yoksa bu aralar hasta olmakla olmamak arasında gidip geldiğimden mi huysuzlanıyorum bilemedim. Ama yine de bu huysuzluk biraz konuşup, bir iki fincan çay içip uykumu açtıktan sonra dağılıverdi. Sanırım o [...]

CAMEKÂN

Bir bacağımı kıvırmış, dizime denk gelen minik düzlüğe de çenemi yerleştirmiş ekrana bakıyorum. Mart’ın son günleri… Yine yağıp, esiyor mübarek. Sahneden çekilmeden finalde illa patlatacak bombayı, patlatacak ki akıllarda kalsın, Mart desinler yine yaptı yapacağını. Maksat şanı yürüsün Mart’ın, küresel ısınmaya kafa tutan eski, yıkık, yorgun ama son dakikaya kadar nakavt olmaya niyeti olmayan bir [...]

Margot’nun sabah sayıklamalarından ayıkladıkları…

Saatleri kim ileri aldı? O kimse lütfen gelip kafamdaki şişliğe buz koysun, kaleye mum diksin, çay demlesin ve buna alışacağımı söyleyip beni pışpışlasın! Sabah arabayı park edip garajdan yokuş yukarı tırmanmaya başladım. Bir yandan da yokuş sıra camlardan tayt altına topuklu bot nasıl durmuş diye kafamı eğmiş bacaklarıma bakıyorum. Arkadan bir araba sesi geldi ve [...]

bu kategorideki diger yazilar »

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama