Margot’nun sabah sayıklamalarından ayıkladıkları…

Tarih| Mart 26, 2007 | 8 Comments

Saatleri kim ileri aldı? O kimse lütfen gelip kafamdaki şişliğe buz koysun, kaleye mum diksin, çay demlesin ve buna alışacağımı söyleyip beni pışpışlasın!

Sabah arabayı park edip garajdan yokuş yukarı tırmanmaya başladım. Bir yandan da yokuş sıra camlardan tayt altına topuklu bot nasıl durmuş diye kafamı eğmiş bacaklarıma bakıyorum. Arkadan bir araba sesi geldi ve ben de gayri ihtiyari dönüp baktım, kafamı tekrar öne çevirmemle bam! Diye çarpmam bir oldu o ne olduğunu anlayamadığım çıkıntıya! Kafamda yaramaz ve cevval bir hızla çıkan şişlikle beraber ofise girdim ve herkese şişliği gösterip, ben bu sabah uyanamadım benimle mümkünse üç çaya kadar konuşmayın dedim. Hepsi bana zavallı komik çocuk der gibi baktı ve acıyarak güldü!

Şu anda ikinci çaydayım, kafamdaki bıldırcın yumurtasına buz koydular ve beni kendi halime bıraktılar. Hava fevkalade güzel bugün, güneş tam formunda, akşam çıkarken muhtemelen hava hala aydınlık olacak ve biz şehir insanları, ‘amma iyi oldu bu saat işini düşünmemiz canım’ diye kendimizi kandıracağız tatlı tatlı.

Hafta sonundan, hafta sonu Chukie’nin jest yapıp bizi Anna Karenina’yı seyretmeye Kenterler’e götürmesinden falan bahsetmeyeceğim. Yeterince hafta sonu yazısı yazdım ve geçen haftam sekiz yüz sayfalık bu tuğlayı her boş vaktimde okuyarak geçti. Bunların üzerine oyunu da seyredince artık bana fenalıklar geldi sanırım. Oyunla ilgili bir tek Anna’yı oynayan kızceğizdeki karizma yoksunluğunun göze battığını söyleyip geçeyim. Zira tutkulu, dürüst ve meydan okuyan bir kadın Anna, genç bir kadın ama genç kız değil. Biz de oturup e o zaman kim oynasaydı Anna’yı dedik. Aklımızdan bir sürü isim geçti de bir türlü budur diyemedik. Aklımıza Anna yaşlarında o denli karizmatik bir oyuncu gelmedi ki bu da bir eksikliktir. Hep bir Hatırla Sevgili’deki, aman da çok sevimli hanım kız tipi oyuncular var etrafta. Şöyle bir eteğini savurup adamları sapır sapır dökecek o yaşlarda bir hanım kız var mıdır? Biz mi bulamadık acaba?

Mart’ın son haftasına geldik. Geçen sene bu zamanlarda Mart’la hırlaşıp duruyor, kendisine Mart, çekil aradan! Diye bağırıyordum. Ama hey hat, artık ne onun sertliğinin ne benim inatçı, arıza hallerimin hükmü kalmadı. İki çetin ceviz gün çıkardı cebinden ve bu hafta da artık giderayak bir numara yapmazsa çok üşümeden bitirdik demektir bu ayı…

Üçüncü çaya geldim artık ben, kafamdaki şişlik de inmiş öyle diyorlar. Güneşli pazartesiyi seyrediyorum camdan. Esenliyorum. Kafamdaki çekmece sakinleri, sabah sanki bir tangırtı kopmuş da yataktan fırlamış gibiydiler. Üçüncü çaydan sonra onlar da sakinleşti, çoğu yataklarına geri döndü ve yastıklarına sarıldılar. Gün içinde yürüyüş yapıyor, denize bakıyorlar. Bazı komşular samimi oldu, birbirlerine kahveye gidiyor kafamda.

Ama içlerinden bir tanesi çok âşık… Haliç’i seyrediyor mütemadiyen, gözünü bile kırpmadan.

Yorumlar

8 Responses to “Margot’nun sabah sayıklamalarından ayıkladıkları…”

  1. return2
    Mart 26th, 2007 @ 17:10

    Gecmis olsun, bayagi cekmeceler sallanmis anlasilan… Varsan sorsan onlar zelzele filan oldu sanmislardir :) )
    Size gelmis de burada da az kaldi sayilir, hele bir bahar gelsin buralara benim cekmecede de seninkine benzer biri var, o da dalar gider halice olmasa bile deniz kilikli gole, simdiden dalip dalip gidiyor baksana…

  2. yagmur damlasi
    Mart 26th, 2007 @ 22:29

    Merhaba.:) ve geçmiş olsun ve bende nefret ediyorum saatlerle oynanmasından.
    Ben kim miyim?
    endişeliperinin oradaki mart koçu.:)
    size şu linki verebilirmiyim?Buradaki hediye fikirleri benim çok hoşuma gitmişti.:)

    http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=312041&yazarid=89

    Hııım,anna Kareninayı Berna Laçin oynayabilir miki? hani yaşı daha uygun.:)
    sevgilerimle.

  3. Margot
    Mart 27th, 2007 @ 03:11

    Sevgili Komşum Return,
    Sorma dün bütün öğleden sonra başım ağrıdı. Ama ben biliyorum, nazar değdi bana! Yürürken de yangın söndürücüyü tekmeledim. Neyse ancak akşama doğru toparlandım. Almasınlar bu saatleri ileri, bütün dengem alt üst oluyor yahu! :)

    Sevgili Yağmur Damlası,
    Hoşgeldin. Hatırladım seni hatırlamaz mıyım? Linke baktım hemen hakikaten de yaratıcı bir hanımmış Noraanım :) Çok teşekkür ederim! Burda alternatifleri açık ettik ama ben onlarla oynarım artık ;)
    Berna Laçin de olmaz ki, o da sarışın yeşil gözlü ve yine çoook hanım!! :)
    Sevgiler benden!

  4. Cemali
    Mart 27th, 2007 @ 07:14

    Merhabalar…
    Ve geçmiş olsun…
    ….
    Saatlerin oynamasına gelince;
    Nefet etmiyorum ve hatta çok sevdim.Zira artık bizimkisi karanlığı bahane edip gitmiyor…:)

  5. Margot
    Mart 27th, 2007 @ 09:27

    Merhaba Cemali,
    Yok canım işten çıkınca havanın aydınlanması güzel tabii, benimkisi kafası çarpık kız huysuzluğu işte ;)

  6. postfiyaka
    Mart 30th, 2007 @ 07:27

    Ya ben tam devirdigin yangın tüpünü anlatacaktım ki sen yorumlara cevap olarak yazmışsın:))

    Kesin nazar değmişti Margotum boşunamı nazar boncuğu verdik sana:)

  7. gozde
    Nisan 3rd, 2007 @ 01:42

    Bence Anna onu filminde canlandıran Sophie Marceau’dan başkası olamaz.Masum yüzlü ama gözleriyle dünyayı yerinden oynatabilir..

  8. liliumbosniacum
    Nisan 28th, 2007 @ 05:14

    nedense anayı en iyi oynayabilecek meltem cumbul gibi geliyor bana. meltem hayranı olduğumdan değil ama bir tek onun yüzüne yakıştırabiliyorum… belki de yanılıyorum.. bilemem…

Cevap yaz





HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama