Margot’nun niyetçi tavşanı
Tarih| Mart 30, 2007 | 17 Comments
Bugünün karanlık ve sıkıntılı bir gün olacağını düşünmüştüm. Sabah yürürken kulaklarımı ısıran soğuktan mı, bir türlü şekle girmeyen ve Mart çalısı(!) gibi görünen saçlarımdan mı, yoksa bu aralar hasta olmakla olmamak arasında gidip geldiğimden mi huysuzlanıyorum bilemedim. Ama yine de bu huysuzluk biraz konuşup, bir iki fincan çay içip uykumu açtıktan sonra dağılıverdi. Sanırım o kadar da karanlık olmayacak bugün, laf aramızda hava yine felaket ama ben ona gidici gözüyle baktığımdan kendisiyle fazla yüz göz olmuyorum.
Bahar bana bir hafiflik hissi yolluyor kendi gelmeden önce. Bir tülden ruh hali, ne kadar ince ve hafif görünse de, olan biten, giden ve üşüten marta dayanmam için bir şeffaf zırh oluyor bu his sırtıma. Pencereden bakınca duvar dibince uzanan ortancaların yeşil filizlerini görüyorum, sonra yürürken ayaklarımın dibinde bitiveren mor mineler, ofisin yangın merdivenine koyduğumuz kutuda ekmek kırıntılarına yumulan serçeler, öğlen yemeğinde enginar bulabilmek, vitrinlerde baharlık kıyafetler, uçuşan etekler, çingene kovalarında frezyalar…
Ruhuma gelip konan bu hafiflik kelebeğine gözlerimi şaşı yapıp bakıyorum. Komiklik fiyongu gibi burnumun ucunda duruyor bu his! Potinleri birbirine çarpmak, Mart’a nanik yapmak, üzerime yolladığı bütün o soğuk, ısırgan, buyurgan ve git saklan hislerini elimin tersiyle amaaaan diyerek kovalamak istiyorum. Haydi bakalım, elinden geleni ardına koymayasın, es, yağdır, çırpın ve debelen! Bahar gelecek diyorum sana, bahar gelecek ve ılık yağmurlar, temiz esintiler, kedi yavrusu tüyü sıcaklığında ışıltılar getirecek. Yürümek için sebebimiz olacak, bahanesini cebimize sıkıştıracak bahar ve biz harçlık almış çocuklar gibi gayretlenip, hevesle yürüyüşlere çıkacağız. Biraz sarhoş gibi olacağız belki, tatlı baş dönmeleriyle beraber manasız ve sersem sepelek gülüşmeler yapışıverecek suratımıza. ‘Aşık mısın nesin?’ laflarına kıkırdayarak karşılık verin böyle durumlarda, hem belli mi olur? Oluverirsiniz belki bu bahar. Belki bu bahar o dört yapraklı yonca halleri size kısmet oluverir? Kim bilir?
Demli çaylarla dolu, hırka omuzlarda, kafayı geriye atarak şen kahkahalarla süren bir muhabbet başlangıcı gibi gelecek bahar. Bakın görün. Önce neye uğradığınızı şaşıracaksınız, üzerinizden bir yük kalkmış gibi olacak. Küfeyi indirmiş, tabureye çökmüş, bezelyeleri ayıklarken birden ayaklarınıza bir kedi dolanmış, bir sabah kalkmış aynaya bakmış ve ‘aman da suratıma renk gelmiş bugün’ der gibi olacaksınız. Bakın görün, Margot dediydi dersiniz.
Bu yazıda geçen kelimelerden merserize bir hırka örmek istiyorum hepinize. Akşamları sırtınıza alır bir kitap okursunuz belki, okurken radyoyu açarsınız. Çat kapı çok sevgili birileri geliverir, sırtınızda hırka kucaklaşıverirsiniz. Güzel sürprizler olsun bu bahar hepinize. Anneannemin ekmek makinesini çözmeye çalışırken, ‘Minik bir bilgisayarı var bunun!’ deyip heyecanlanması gibi size has, alemsin dedirten sevinçleriniz olsun. İyi niyetlerimi buketliyorum size, bahar gelmeden niyetleri aklınıza düşüversin diye…
Yorumlar
17 Responses to “Margot’nun niyetçi tavşanı”
Cevap yaz



Mart 30th, 2007 @ 03:46
Margot selam, bugun de burada pek bir karanlik yagmurlu bir hava var:/ ama yazini okuyunca ben de dedim yuz goz olmayayim bu ne boyle canim aa:))
Her bahar boyle gelse ya:)
Mart 30th, 2007 @ 04:19
ah! margot, evet istiyorum söylediğin her şeyi. bahardan sözcüklerle yazmışsın, ne güzel olmuş, neşeleniverdim birden. mersi.
Mart 30th, 2007 @ 04:19
Sevgili Burcuk,
Eve dönüyormuşsun? Umarım geldiğinde seni bir bahar havası karşılar!
Mart 30th, 2007 @ 04:31
Sevgili Peri,
Neşelenin diye yazdım, amacıma ulaşmışım demek ki!
O bir yana ben inanıyorum bu baharın güzel ve cömert olacağına, güldürecek bizi diye düşünüyorum cidden.
Hem, ne demek rica ederim
Mart 30th, 2007 @ 12:51
Sıcacık bir yazı olmuş. İçim ısındı birden. Sanki bu serin Ankara gecesnde omzumdaki merserize kazak sarıp sarmalayıp ısıttı beni..
Mart 31st, 2007 @ 02:26
Sevgili Devletşah,
Yazarken size geçmesini umduğum duyguları yerli yerinde görünce ne kadar mutlu oluyorum bilemezsin.
Bu arada siteni yenilediğinden beri fırsat bulup ziyaret edememiştim, senin de güzel resimlerin, tariflerin benim içimi ısıttı. İzninle komşularıma seni de eklemek isterim.
Sevgiler!
Mart 31st, 2007 @ 02:39
Estağfurullah. İzne ne gerek… Ben de sizi ekliyorum… Birçok yazınızda hissettirmek istediklerinizi aktarmayı başarıyorsunuz.
Mart 31st, 2007 @ 09:19
Sevgili Margot… Merserize hırkadan ben de isterim bir tane… Şöyle bahara yakışır parlak renklerle bezenmiş
İyi baharlar.Öpüyorum
Mart 31st, 2007 @ 09:44
yerim o anneanneyi ben… ben de hep bu anneanneli postlara takılıyorum sen de… merserize hırkamı giydim, mersi..
Nisan 1st, 2007 @ 23:30
Margotcuğum,
Yazı atelyesinden beri daha mı çok yazıyorsun? O zaman destekliyoruz biz bu işi
Nisan 2nd, 2007 @ 05:05
Sevgili Devletşah,
Teşekkürler & Sevgiler!
Sevgili Hande,
Sana benden en fuşyasından bir merserize hırka! Sana da mutlu baharlar olsun, ben de öptüm
Sevgili Ece,
Yaşasın hırkalarımdan giymenize çok sevindimmm! Anneannem yine bildiğiniz gibi, bu aralar ona ekmek makinesi aldık, şimdi de kablolu televizyon bağlatıcaz. İlk fırsatta da cep telefonu alıyoruz, siz o zaman görün bendeki hikayeleri!
Hırka acaip yakışmış
Sevgili Celerone’cuğum,
Elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum. Her fırsatta. Kursta ciddi ciddi yazmaya başlamamız gerekiyor bu hafta ( öykü, roman vs). Hem ona hem Margotto’ya vakit ayırmaya çalışacağım şimdi, inşallah beceririm!
Nisan 2nd, 2007 @ 10:22
buraya boyle not birakinca, hirkayi sirtimiza alip gidiyoruz di mi?, tamam benimki acik sari olsun. cok keyifli bir yazi olmus.
sevgiler
Nisan 3rd, 2007 @ 01:31
merhaba,
Bağımlı oldum ben bloglara ya..Beni bu havalar mahvetti..Her sabah ilk işim favouriteslerimde kayıtlı bir sürü blogu okumak,gerinmek ve kalkıp koca bir bardak su içmek..
İy oluyor böyle 1-2 saat sizleri okumak,sigarayı bırakıyorum (okuduğum yerde içmek yasak)
Nasıl hırka arıyorum bugünlerde!!!Şöyle yün olsun,gri olsun,düğmeleri olsun -ahşap- salaş olsun,yeri geldiğinde kollarını kıvırabileyim..nasıl güzel olurdu..
Nisan 3rd, 2007 @ 07:45
Merhaba Pelin,
Not bıraksanız da bırakmasanız da fark etmiyor pek, maksat hırkalar uysun, güneşli havalarda iş görsün
Yetişen alıyor
Merhaba Gözde,
Anladım ben senin istediğin hırkayı, ben oldum olası severim hırkaları. Ama havalar sırf hırka giyip çıkılacak kadar güzel olunca daha bir seviyorum kerataları!
Nisan 3rd, 2007 @ 11:35
Merhaba Margot;
Belki inanmazsın satırların iliklerime kadar işliyor.
Öyleki yazını okuduğumda kendimi bir sohbet ortasında bluyor ve kafamızı geriye atarak şen şakrak kahkalarla sohbet ediyoruz sanki…
Samimiyetini satırlara böyle ustaca yansıtmana hayran kalıyor…
Harikasın…
Keşke satırların bir baş ucu kitabım olsa da…Karanlık ve soğuk gecelerde bahar sohbetlerini yaşarım…
Sağlıkcakla kalman dileğiyle…
Nisan 4th, 2007 @ 01:28
Ben senin şu “potinleri birbirine çarpmak” deyimine bayılırım. Kitap ismi olmalı kitaaaap. ‘Potinlerimi çarptığım anlar’ veya ‘Potin çarptıran zamanlar’ veya ‘Çarp potinlerini birbirine” veya… Ne çok mutlu öykü anlatılabilir bu başlıklar altında…
Baharın hep başında kalsın…
Nisan 5th, 2007 @ 03:20
Merhaba Cemali,
Çok teşekkür ederim, ben o kadar harika değilim belki ama sen çok naziksin. Sen de sağlıcakla kal!
Oyacığım,
Öyküleri tutkallayamıyorum bir türlü, ah bir kaynaşsalar şöyle. Bir kitap etseler daha ne isterim?
Potin lafı anneannemin bana bir hediyesidir. O söylerken de ben de akide şekeri etkisi yapar
Çok teşekkür ederim, sana da mutlu baharlar olsun komşucum.