Baylar Bayanlar Kaydıraktan Kayanlar

Kaydıraktan kayar gibi geçiyorum zamanın içinden. Sabah gün ışırken açıyorum gözlerimi, kaydırağın tam tepesindeyim. Uykulu uykulu bırakıyorum kendimi güne. Akşam oluyor bir çırpıda, kendimi karanlık kumlar içinde buluyorum. Uyuyorum. Sabah olduğunda yine kaydırağın tepesindeyim. Çok soğuk iki Mart gününden sonra havalar insafa geldi İstanbul’da. İlk çok soğuk günde Başkalarının Hayatı isimli neşriyata gittik. Beyoğlu CineMajestic’te. [...]

Haftanın sonu

Şu anda masamdaki Yamyam’la fotoğrafımızın çerçevesinin camından arkadaki iki minareli caminin görüntüsü yansıyor. Ben sabah kahvaltısında simit peynir yiyorum ve çay içiyorum. Bir yandan Çinli iş arkadaşlarıma laf anlatmaya çalışıyorum bilgisayarın camında yanıp sönen pencerelerden. Ne kadar da Babil hisler içindeyim acaba yazdıklarım da Oscar’a aday olur mu? Haftanın sonu bir nakarat gibi diyen Pinhani [...]

Margot ve acımasız bale hocası Anna Hanım…

Anna ile yetinmeyip Karenina’sını da okumak zorunda olduğum zamanlardayım. Yoo yooo yooo, bu kitabı okumaktan sıkıldığım falan yok, sadece kitabı okuyacak zaman bulamıyorum. Okunacak dendiyse okunacaktır ve değerli kankam Chukie’nin dediği gibi ben günde yüz sayfa okuyamıyorsam bırakayım zaten bu işleri. ( Hangi işleri? Hevesleri de bari ukala! ) Güzel bir tuğla ebadındaki kitabı ofisten [...]

« go back

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama