Gök kubedeki manamız

Günler günleri, haftalar haftaları, aylar seneleri ve hayat bizi kovalar. Bazen köşeye kıstırır. Tam oraya çömelir, boynumuzu büker kalırız, boynumuz kıldan ince kalır. Bu sabah bir arkadaşımızı kaybettik. Hiç tanımadığım biriydi ama hep duyuyordum hasta olduğunu, hastalığının kötüye gittiğini… Kendini hiçbir zaman alıştıramayacağın bir fikir olan birini kaybetmek gerçeğe döndüğünde, bütün kelimelerin içi birer birer [...]

Bebelere balon, Margot’a Alaska Frigo

Dün bütün gün güneşte kavruldu buralar, dışarı çıkar çıkmaz kaçalım diye fellik fellik koşturduk içeriye, serine. Ofislerde izin günleri konuşulmaya başlandı. Yıllık izin lafını nedense hep çok acıklı buluyorum, bu kendime acıma ve ofise hınç duyma hallerim de yıllar içinde yara almadan bugünlere geldi, ona da şaşıyorum. Tatlı umut kelebeği kostümümle her sabah kalkıyorum ve [...]

Eskiden buralar hep dutluktu çocuğum!

Günlük telaşlar, günlerin kıvamını hafifletip, ağırlaştırırken biz uygun adım ilerliyoruz yine. Yollara pek çıkmadan, gölgelerden, kenardan kenardan ilerliyoruz. Zira yaz geldi. Bizim mahalledeki dut ağacı kendini şaşırdı. O kocaman, ballı dutların her biri kollarından sarkar oldu. Köşe başını tutmuş, kollarını bahçenin demirlerinden yola doğru uzatmış, sanki cömert bir ev sahibi gibi, ısrarla burnumuza sokuyor dutlarını; [...]

bu kategorideki diger yazilar »

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama