MARGOTTO

Sevgili Matmazel,

Tarih| Mart 30, 2008 | 1 Comment

Seni görmek bana öyle iyi geldi ki anlatamam, uzun zamandır kendimi dışında, kıyısında, ucunda hissettiğim şeylerin hepsine dâhil olmuş, unutmak üzere olduklarımı hatırlamış ve vazgeçemediklerime sarılmış gibi oldum. Sana sarılınca.

Neden böyle olduğumu sana hiç anlatmak zorunda kalmadığım için, senin bunu zaten adın gibi bildiğin için, konuşmamızın sebebinin sadece bu bildiklerimizi çantadan çıkarıp masaya koymak olduğu için ve seninle yaren olmayı bu kadar özlediğimi her seferinde ve her görüşmemizde bir defa daha görüp hayatta bazı güzel şeylerin hiç ama hiç değişmediğini ispatladığımız için, seni ve dostluğunu, kardeşliğini ve sırdaşlığını, dert ortaklığını ve hepsini parlatan güzelliğini çok seviyorum.

Yıllar geçerken ve bir sörfçü gibi kısa ve uzun, hırçın ve uysal bir sürü dalgayı kendi kumsallarımızda karşılarken biz ara sıra da olsa kıyıya çıkıp buluşmalarımızı nasıl seviyorum bir bilsen. O kendimizden emin ve daha biraz önce bir dalgayı daha alt etmiş olmanın muzaffer hisleriyle yaptığımız konuşmalarımızın, o yenik ve her şeye şüpheyle yaklaşarak ve birbirimize sokulup teselli bularak yaptıklarımızın yerini almasını nasıl bir mutlulukla karşılıyorum…

Bir saniyelik bir lafın bile uzayıp bir saatlik tatlı bir muhabbete dönüşmesindeki kendiliğinden sevimliliği, balı, huzuru… Senin neşeyle ve her zamanki muzipliğinle gülüşünü, ciddileşmeni, nasihatlerini, komikliklerini ve sevdiğim o bir sürü huyunun bir tanesini bile zamanın değil alıp götürmek yerinden kıpırdatamamasına olan hayranlığımı, birazcık da olsa anlatabilecek miyim acaba bunları yazarken?

Beni çocukken tanıyan ve ağzımdan çıkan her lafın anatomisini çıkaracak kadar beni bilen şey her zaman yaptığın gibi gözlerini kocaman açarak dinle;

Beni kendimi unuttuğum zaman bile bana hatırlatan, bana omuz atan, beni düşünce kaldıran, cesaretlendiren, heveslendiren, beni ben yapacak her ilmeği parmaklarıma dolana dolana atarken ben, uzakta bile olsan durup düşündüğüm ve benden bir gün bile ilhamını esirgemeyen canım matmazel, erik gözlü, bebek yüzlü çocukluk arkadaşım… Seni katiyetle bırakmayacağım, burada yazdığım ve istersem sayfalarca yazacağım binlerce nedenden.

Bir an bile olmadığın olmadı hayatımda, seni tanıdığımdan beri… İyi ki. Ama yine de tekrar, şimdi sadece usulen, hoş geldin. Seni çok özlemişim.

Yorumlar

One Response to “Sevgili Matmazel,”

  1. Butterfly
    Mart 30th, 2008 @ 12:06

    Margot kım bu sanslı , sana bunları hıssettıren bu cocukluk arkadasının yerınde olmak ısterdım:==)))

Cevap yaz





HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama