Size de mi oluyor? Havalardandır…
Tarih| Nisan 15, 2009 | 14 Comments

Bugün, ilerde bu ofise gelip, çalışan insanlara bakıp eski hallerimi hatırlayacağım o günü hayal ediyorum.
İşten çıkmışım. Aradan aylar geçmiş. Ofisi ziyarete geliyorum. Üzerimde salaş, uzun bir etek, saçlar birbirine karışmış, yüzüm güneşten hafif yanık.
İnsanların arasında geziyorum, bilgisayarlarına dalıp gittikleri o her günden bir gün işte. Başlarını kaldırıp baktıklarında gördükleri tek farklı şey, belki de benim. Yaptım işte diyorum gülümseyerek. Yaptım işte sonunda ve bir şey olmadı, hala hayattayım! Havadan sudan konuşuyoruz. Bahsi geçen konular hiç değişmemiş. Onlardan hiç bıkılmamış. Sanki… Nazikçe gülüyoruz, mesafeliyiz. Şimdi daha da çok…
Benim masamda kim çalışıyor acaba? Umarım bu işleri benden çok seven biridir. Özgürlüğüne daha az düşkün biri, daha garantici, daha rasyonel (!) biri… Benden daha kanaatkâr (!) ve efendi (!) biri. Kıymet biliyordur, umarım… Ona hayatında başarılar dilerim, tüm kalbimle. Bütün başarılar onun olsun. Bütün belirsizlikler benim…
İstanbul’un hala görmediğim sokakları benim olsun. Adadaki bir kahvenin bir sandalyesi, en azından bir mevsimlik… Benim olsun. Öğle uykusu benim olsun sonra, her sabah dakika saymadan kedi kucaklayabilme lüksü, sardunya ekme, sulama disiplini benim. Bir sayfanın başında sonsuz süre durabilmek, huzursuzluk bulutu başımda, öylece bekleyebilecek kadar vakit, süresiz o vakit… Benim olsun.
Sayılı kelimelerden geçeyim, her gün sonsuz kelime benim olsun. Balkondan, kafesinin kapısı açık kalmış bir kuş gibi fırlayıp uçayım! Arasıra konacağım ağaçlar benim olsun. Gölgelikler. Deniz kenarları, çantada taşınıp, ona katlanmış gazeteler benim olsun, bir köşede kıvrılıp saate bakmadan okuyayım. Bir günlüğüne dost olunacak sokak köpekleri benim olsun. Yorulana kadar onlarla oynamaya yarayacak kaldırım kenarlarındaki çam kozalakları da.
Bir kesekâğıdı çağla benim olsun. Bu ne? Diye soracak kimseyle paylaşmak zorunda kalmayayım. Midemi bozma hakkı benim. Sonra canımın sıkılma hakkını saklı tutayım. İstediğim an canımın sıkılma hakkı baki kalsın. Haydi! Diyeyim pat diye, tam yerleşmiş otururken o plastik, suni deri yapışkan sandalyelerin birinde, ‘ Size hayırlı mesailer olsun!’
Dip balıkları:
- Hayatına son vermek istiyorsan kendini öldürmek zorunda değilsin. Bunun başka birçok yolu var. ( Duvara Karşı filminden)
- Bu yazıyı yazdıktan sonra Dünyanın Uğultusu isimli kitapla karşılaştım. Kitapla ilgili daha çok bilgi : http://www.dunyaninugultusu.blogspot.com/ adresinde. Okuma listeme ekledim.
Yorumlar
14 Responses to “Size de mi oluyor? Havalardandır…”
Cevap yaz



Nisan 15th, 2009 @ 07:34
Çok güzel yazdın yine
Nisan 15th, 2009 @ 10:37
“Bugün, ilerde bu ofise gelip, çalışan insanlara bakıp eski hallerimi hatırlayacağım o günü hayal ediyorum.” demişsin ya Margot’cuğum, evet, seninle birlikte ben de hayal ettim bunu, yaşamını kazanabilmek adına ofis çalışmalarına artık ihtiyacın kalmamış, bir dolu kitap yazmışsın, onlar çok okunuyor ve de kıymeti biliniyor gerçekten layık olduğun gibi.. Ofis hallerini de “eski zamanlarım” kipiyle, yazılarında/anılarında barındırıyorsun sadece… Bana çok güzel geldi -seninle ilgili- bu hayal, ama bence bugün için hayal, eminim eninde sonunda gerçek olacak!… İnşallah en kısa zamanda…
Nisan 16th, 2009 @ 00:57
Ayıp bişi diyim mi
Ko poposuna rahvan gitsin. İşin de gücün de, seni hayallerinden alıkoyan herşeyin de ;~}) Vargücünle istediğin gibi ol. Ötelediğin zaman olacak olanlar şimdi hayalini kurduklarınla çakışmıyor çünkü. Büyük düşünür Annoya’dan zabah zabah nassı zılgıt ama?
Evini güle güle döşe canım benim.
Nisan 16th, 2009 @ 01:03
Sağolasın Celerone Komşum… Senin yorumların bana iyi geliyor.
Nisan 16th, 2009 @ 01:05
İnşallah Dgül, olmazsa bile oldurmak lazım. Bir zaman geliyor, hiçbir şeyin artık kendiliğinden olmayacağını anlayıp var gücünle itiyorsun önündeki kayayı.
Nisan 16th, 2009 @ 01:08
Oyacım, sabah sabah sen ayıp bişeyler söylüyosun ve benim gözlerim doluyor! Sanırım iyice duygu topu olmaya doğru gidiyorum ben
Senin zılgıtların bana çok iyi geliyor. Sağolasın canım Annoya.
Nisan 16th, 2009 @ 08:28
Yeni adresin hayırlı olsun.Bu mevsimlerden bu
hallerin…
dostlukla,sunny
Nisan 16th, 2009 @ 08:31
Sevgili eskidostum Sunny,
Teşekkür ederim, yeni adreste eski dostları ağırlamak pek zevkliymiş doğrusu!
Bu mevsimden evet ama sen bilirsin ki eskiden beri geçmiyor, değişmiyor bu hallerim. Bakalım pes etmek hangi mevsime kısmet olacak?
Nisan 16th, 2009 @ 08:43
Benim listede eski adresin takılıp kalmış.Şimdi düzelttim…Hiç bir mevsim pes etmezsin sen.
Özgürlük senin yapın,sıkıntı yapar bu ortamda.
Duvara toslayacağımız motorlar yaşlandı sadece.:)
Nisan 16th, 2009 @ 08:49
Hiçbir mevsim pes etmemek için bahane olsun diye yazıyorum zaten buralarda. Dört sene oluyor bir dahaki aya! Margotto artık taşınacak kadar yaşlanmıştı, yeni ev uğurlar getirir inşallah
Nisan 17th, 2009 @ 02:50
Bana hava ve mevsimden bağımsız olarak, hep gelen bir his bu yazdıkların… Bunun adı tembellik mi?
Nisan 17th, 2009 @ 03:04
Sevgili Başak,
Bunun bir kısmı tembellik hakkı olarak da okunabilir. Çalışmak denen şeye hepten karşı da çıkılabilir, neden olmasın?
Bak şu yazıda ne diyor : Vakit, nakit değildir! Vakit, hayattır! Hayatına dön. Fazla mesaiye kalma
Nisan 17th, 2009 @ 07:59
Komşum,
Sen mim sevmezsin ama ortada dolaşan öyle bir mim var ki, belki fikrini değiştirir.
Değiştirmezse de önemli değil.Mimledim seni ama yazmasan da olur. Yeterki buraya yaz.
Sevgiler,
Nisan 29th, 2009 @ 06:25
olsun.. 6,7,8 olsun.. hepsi senin benim bizim olsun..
yasadigimiz bu hayat sadece bizim hayatimiz, eskittigimiz ayakkabilar sayili olsun.
nerelerdesin.. diyecektim ki, ara verip, keyifle yaptigin lorlarin, yogurtlarin kokusunu aldim, bir yukaridaki posttan.. bereketin bol olsun o halde:)