Pozitif şırınga
Tarih| Nisan 28, 2009 | 14 Comments
Bu aralar dar zamanlardayız.
Kriz her geçen gün kendini daha çok hissettiriyor. İç sıkıntılarından bahsetmeyeceğim ben daha fazla. Kabaran yüreklerinize iğne batırmaya da niyetim yok. Gazete manşetlerinden, haberlerden, sağdan soldan duyduklarınızdan yeterince bunaldınız. Biliyorum. Ben sadece size bir süreliğine de olsa baktığınız yönü değiştirmenizi tavsiye edeceğim. Aslında her zaman ama şu zamanlarda belki her zamankinden de çok küçük & basit mutluluklar ile yetinmeye çalışmalıyız. Hayat yeterince karmaşık… Bu zorluk derecesini bir nebze de olsun düşürecek diye umuyorum…
En azından kendimce bulduğum bazılarından bahsedeyim diyorum size. Bazen güzel şeylerden bahsetmek bile yürek ferahlatır diye inanırım ben.
Pozitif şırınga vol 1 :
* Bunun için aranmaya gerek yok. Bahar ayındayız! Bunu fark edeceğiniz yerlerde dolanmaya gayret edin. Ofis insanı olarak ben her öğlen birkaç ağaç daha görebileceğim kaldırımları arşınlıyorum. Yoldan iki papatya koparıp, defterin arasında kurutuyorum. Dönerken akşamüstü mide kazınmalarına tedbir, bir simit alıyorum kendime. Sallana sallana dönüyorum.
* Gerçek işler yapmaya gayret ediyorum. Bir şeyler taşımak, sebze ayıklamak, balkonu yıkamak, çiçek dikmek, kediyi taramak gibi. Gerçek dışı işlerden sakınmaya çalışıyorum mütamadiyen; Televizyon seyretmek, mail okumak, internetten alışveriş yapmak, mesajlaşmak, hatta telefonda konuşmak! Bedenimi işin içine kattığımda, bir bedenim olduğunu, terlediğini, yorulduğunu ve kahve içip dinlendiğini hatırlamak güzel.

* Mutfakta gerçek yemekler yapmaya çalışıyorum. Gerçek çiğ sütüm geliyor her cuma Aysun Hanım’dan. O gelir gelmez yoğurt mayalıyorum, sonra bir kısmından da tatlı lor yapıyorum. Tatlı lor yaptığım ilk günkü mutluluğu anlatamam. Sıcak süte elma sirkesi katmaya devam ediyordum kaşıkla. Sanırım dört ya da beşinci kaşıkta bir mucize oldu! Süt kesildi! Gözlerimin önünde sütün ikiye ayrıldığını gördüm! Temiz beyaz bir mutfak beziyle örtüp iki saat uyuttum beyaz beyaz. Sonra süzdüm bir gece. Sabah kaymak gibi lor yedim. Mutluluktan belki yanaklarım bile pembeleşmiş olabilir! Geri kalanı Peter ve Heidi misali çanak çanak içtik. Bazısından sakızlı muhallebi yaptık. Artık bu keyif hayatımın bir parçası oldu.
Sonra ekmek yapmak! Evdeki o koku! Makinada değil ama elde şekil verdiğin hamurun kabarması, dışınının çıtır çıtır içinin yumuşacık olması. Haşhaş tohumlu ya da susamlı…
*Bir karış toprağı olsun insan çiçeklerle uğraşmalı! Anneannemden bana geçen yeşil parmaklılığımı kullanmanın artık zamanı gelmişti. Önce uzun uzun saksılar aldım, sonra da bir çuval toprak. Gerçekten de kırıp diktiğim tüm sardunyalar tuttu! Bir saksı da nanem var şimdi. Geçen sene maydonozlarım ve rokalarım vardı. Bu sene onların yerini semizotu ve naneler aldı.
*Evdeki duş jellerini attım. Onların yerine zeytinyağı ve kayısılı sabun aldım. Kocaman kalıplarda. Saç kremlerini attım. Onun yerine zeytinyağı ile masaj yapıyorum saçıma!
Bir sürü plastik şişeden kurtulmak iyi geldi bana. Yamyam da çok gülüyor bu halime yakında dışa bağımlı olmaktan çıkıp herşeyi kendimiz üretecekmişiz. Küba gibi!
* Ama bunlar iyi geldi bana. Fazla düşünmüyorum artık. Onun yerine yürüyorum. Yemek pişiriyorum. Bizim sitenin bahçesindeki ağaçların altına konmuş belediye kıyağı spor aletlerinde egzersiz yapıyorum. Sonra başımı kaldırıyorum. Ta sekizinci katta bir kırmızılık… Onlar benim sardunyalarım. Sonra gökyüzü. Sonra… Artık çok düşünmüyorum.
Yorumlar
14 Responses to “Pozitif şırınga”
Cevap yaz



Nisan 28th, 2009 @ 09:17
Ben bazen bir yalanın içinde yaşıyor gibi hissediyorum kendimi. İşte o zaman ben de gerçek işler yapmayı deniyorum. Sanki yalanın kabuğu kırılıyor da temiz havayı soluyormuşum gibi geliyor. İnsanlar hep bunlar yüzünden eskilerin hikayelerine meyilliler galiba. Çünkü, herkes gerçeği arıyor…
Nisan 29th, 2009 @ 00:50
Gerçekten hayat yorucu ve karmaşık geliyor bu aralar bana da. Yazıyı okuyunca kendimi daha iyi hissettim, teşekkürler.
Nisan 29th, 2009 @ 03:54
sende bana iyi geldin margot …sütün ikiye ayrıldığı anda hissettiğin mutluluk gibi…varolasın…
Nisan 29th, 2009 @ 04:51
valla sevgili Margot ben bir doz balkon yıkama,bir doz sardunyalı saksı son olarak bir doz da sakızlı muhallebi alimm…bakiim sonuç vermezse dozları artırırız…
Nisan 29th, 2009 @ 04:52
o avatarı ben seçmedim yahuu nassıl değiştiriyoruz bakiim bu ne çıkcak?..
Nisan 29th, 2009 @ 09:52
Gülümsüyorum, Çok beğendim söylediklerini…
Nisan 30th, 2009 @ 01:19
ah ne güzel yazmışsın, yazılarını özlemişim çok. bu kadar uzun aralar verme artık.
şu aralar o kadar çok düşünecek şeyim var ki, beni çok üzen, ama mesleğim ve kan bağım gereğince öncelikle ve ivedilikle çözmem gereken ama çözemediğim şey. kafamın içi vıcır vıcır. düşünmesem, düşünemesem, sadece yürüyebilsem keşke.
Nisan 30th, 2009 @ 03:19
* Sevgili Aydan Atlayan Kedi,
(Ne güzel bir isim, acaba bir kitapta mı geçiyor diye düşündüm) Haklısın. İşte ben de aynen öyle hissediyorum bazen. Bu bahsettiklerim bende işe yarayanlar, bunların niceleri vardır ki biz şehirli gafiller bihaberiz!
* Sevgili Serpil,
İyi hissetmene sevindim. Sevgiler benden!
* Nurcuğum,
Bu aralar hepimizin güzel bir şeyler duymaya ihtiyacı var. Birazcık bile becerebilsem bunu kendi adıma, mutlu olacağım ben.
* Opethmania,
Dozlar işe yaradı mı? Yaramadıysa balkonda bir Türk kahvesi eşliğinde Doğal yaşam ve başkaldırı kitabını önereceğim sana. Her sabah birkaç sayfa. Özellikle yağmurlu bir gecenin sabahı olursa etkisi iki katına çıkar!
Ve evet bu wordpress hepimize komik yüzler vermekte pek usta! Bunun nereden ayarlandığını bilen var mı a dostlar??
* Pandufçuğum,
Hep gülümse sen, e mi?
* Sevgili Kek ve Kahve,
İnşallah seni ne sıkıyor, üzüyorsa tez zamanda çözülür. Ara sıra kendine tenefüs ver, teneffüs aynı zamanda nefes almak demek ya! Hepimizin arada nefes almaya ihtiyacı var. Yürü ama yavaş yürü. Hızlı yürüsen de düşünceler seni kovalayabilir. Yavaşla ki, kendi soluğunu duyabilesin.
Nisan 30th, 2009 @ 05:04
Margot harika bir yazı bu… Aynen senin gibi düşünüyorum, daha doğrusu düşünemeden kendimi yazdıklarının çoğunu yapar bulmuştum bir süre önce, sonra üzerinde düşünmeye başladım. Benim otomatik yaptığım bol bol bedenimi kullanmak yani “gerçek iş”, hatta bazen ofis çalışanı olmaktansa aslında ruhumun bedenen çalışılacak bir işe uygun olduğunu düşünürüm. En keyifli hissettiğim zamanlar bedensel faaliyet içinde olduğum zamanlar. Gerçekten pozitif şırınga olmuş yazın:)
Nisan 30th, 2009 @ 07:45
balkon yok ya balkon…insanoğluna yapılacak en büyük kötülük balkonsuz evlere onları hapsetmektir…yine de şükür…
Nisan 30th, 2009 @ 12:15
Gerçekdışı işlerden de çok uzaklaşmamalı bence. Bak nasıl imrendim şimdi! Böyle güzel anlatımla aktarılmış, böyle teşvik edici önerileri okumak fena mı?
Boş saksılarım neredeydi benim? Toprak da alayım…
Umarım, sevgili Margot, yeni filizler eskiye dönmeden bizi yine toplarsın buraya.
Mayıs 4th, 2009 @ 01:01
Gerçek gerçek deyince ‘reality show’ gibi geliyor bana. “Ne hissedersem o gerçek,” diyorum kendi kendime. Bazı acılarımı alıyorum sırtıma, varımı yoğumu… Bazı en havaisinden hercailiklerim oluyor yanımda. Vur patlasın. Öptüm seni sevgili Margot…
Mayıs 7th, 2009 @ 15:45
Pozitif şırınga ile yine damardan girmişsin.
Ama sen bunu hep yapıyorsun:)…
Dostlukla…
Şubat 22nd, 2011 @ 05:54
Blogunuzu gezinmeye devam ediyorum. İşteyim bu yüzden ıncık cıncık okuyamadan gezinti yapıyorum blogunuzu..bu yazıyı sevdim evet eskiden yazmışsınız ama olsun..
en basiti..maydanoz istiyorum aslında.. 4 çiçeğim var evde masamda da 2 tane.. sanırım en iyi yaptığım şey yapraklarını sevmek ve sohbet etmek..yeşillik can.
” Gerçek işler yapmaya gayret ediyorum” evet işte bu… yalanlardan gerçeklerin tadına vakit bırakmıyoruz…
lor yapmışsınız..ne kadar harika..hımbıllık yapmasam da denesem ya:(
ben de sadece soğan var
ben de fazla düşünmeyi bırakabilsem …..