çıkan kısmın özeti
Tarih| Haziran 25, 2009 | 6 Comments
Sabahın erken bir saati… Colin Kazım bir köşede yalanıyor, mutfakta çay demleniyor. Dışarıda karga sesleri diğer bütün kuş seslerini bastırıyor. Buradan bakınca yol tıkanmaya başladı bile, arabalar bir karınca sürüsü gibi dizildiler arka arkaya. Benim içinse kısa bir tatil yaklaşıyor.
Evin en güzel yanlarından biri de kafanı toparlayıp çalışabilmek için iyi bir sığınak vazifesi görmesi. Kötü yanı ise ara sıra karın doyuracak bir şeyler pişirmek zorunda olman, evin devamlı kirlenmesi ve senin pasaklılığın kıyılarında dolaşacak kadar, aç kalacak kadar, masaya bitişik yaşamaya başlaman. Yine de fark ettim ki kafam belli bir saat sonrasında doluyor ve okuduklarımı anlamamaya ve cümle kuramamaya başlıyorum. Bu durumda mola verip, ödül olarak zeytinyağlı biber dolması pişiriyor ve sakinleşiyorum.
Colin Kazım yine uyudu.
Bir zamanlar birlikte çalıştığım insanlar tek tek masalarına oturup, ellerindeki simit ve açmaları masaya koyuyor şu anda, akabinde ve detayında uzanıp seri bir hareketle bilgisayarlarını açıyorlar. Birazdan gözleri uykudan hala mahmur, çay servisinin başlamasını bekleyecekler. Arada bir; ‘Çay oldu mu?’ Diye soracaklar birbirlerine, esneyerek. Ve bunların sırası hiç değişmeyecek, dün, bugün, yarın ve sonsuza kadar… En azından ben çalışırken her sabah işe geldiğimde bunu düşünürdüm.
Ama şu anda kafamda tüm iş günleri bulanık ve silinmeye yüz tutmuş bir hayal gibi. Çok uzun zaman önce yaşamışım gibi bazı şeyleri hatırlamak istersem özellikle durup düşünmem gerekiyor, koyduğun yeri unuttuğun eşyalar gibi. Bir zaman sonra kaybolacağını bildiğin ve umursamadığın… Hatta bilhassa daha ortadan kaldırırken unutmaya başladığın. Gözden çıkarmaya mahkûm oluyor bazı anılar.
Ben de eski günlere nazire olsun diye değil sadece Antalya’ya giden babama eşlik edebilmek için bir haftalık izin aldım evden. Ayaklarımı serin ve tuzlu sulara sokmak, beyaz tiril elbisemi giymek, mümkünse azıcık kızarmak için bir mola. Sonra çalışmaya devam…
Makaleye başladığım için içim biraz daha rahat olacak giderken. Ama yine de kafamda tüm evirip çevirdiklerimi de yanıma alıyorum işte. Orada da Barbara Pym ve Kusursuz Kadınlar olacak aklımda. Bu hanımefendiyi incelediğim için bu aralar sürekli birlikteyiz. Siz de bu sıcaklarda gülümseyecek bir şeyler okumak isterseniz, Mildred’la tanışmanızı tavsiye ederim.
Ve edebiyat teorileri ve kuramları ve ders notları… Ama devirdiğim ağırlıktan sonra bunları sırtlanıyor olmak bana zül gelmiyor. Gönüllüce yüklenebilirim kitapları, defterleri. Hem de artık bahane aramadan, hesap vermeden, saklanmadan, gizlenmeden, ayan beyan, mesai niyetine yapabilirim bunu. Daha ne isteyeyim?
Kargalar sustu, serçeler sevinmiş gibi ötmeye başladılar.
Çay muhtemelen demini almaya başladı, mutfağa bir bergamot kokusu salarak. Bugün bavul toplamaya başlamam lazım. Yarın Yamyam’a köfte yapıp buzluğa atacağım. Ondan sonra yolcuyum. Sizin yerinize de baraj sularına ayak değdirip bir kadeh buzlu rakı içmek için…
Yorumlar
6 Responses to “çıkan kısmın özeti”
Cevap yaz



Haziran 25th, 2009 @ 05:43
Gule gule git Margot, guzel gunler gecir orada
Haziran 26th, 2009 @ 01:21
“colin kazım” kedimiydi ya:)ben de önceki yazıda bildiğimiz Kazım sanaraktan büyük bi gaf yaptım ya:)kalkıp üstüne başka bi futbolcu ismi vererekten.Düzeltiyorum herkesten özür diliyorum:)Mutlu yolculuklar,anlar ve tatiller…
Haziran 26th, 2009 @ 02:31
margocugum, ozluyorum seni ve aurani..
iyi tembellikler sana
Haziran 26th, 2009 @ 05:23
“Kargalar sustu, serçeler sevinmiş gibi ötmeye başladılar.”…
Seni okurken Margot’m aynen bu hissiyata kapılıyorum ben, neşe, kıpırtı,hatta ve hatta “yaşam” doluveriyor içime… Güle güle git, güle güle dinlen de gel; bergamotlu çayımı her yudumlayışımda (günde yaklaşık 25-30 fincan kadarcık!..:); yine hep sana gülümseyeceğim; ve o “baraj suları” kısmındaki keyifte de afiyetler dileyerek…
Haziran 26th, 2009 @ 06:30
slm margotçum…şehir çıkışında güle güle tabelasını gördüğünde gülümsemeyi unutma ..unutma ki her anın güle güle geçsin inşallah.. gelirken de şehri istanbul’umuza benden sana gelsin ilk tabela hoşgeldiniz welcome welcome margot hanım..:)..haydins en şahanelerin en şahanesinden bir tatil olsun…suyunuz geliyooorrrrrrrr çekilinnnn…haydi bakalım uğurlar ola …sevgilerimle nur
Temmuz 4th, 2009 @ 06:29
Komşum,
Demek ki hayatta değişiklikler var. Güzel olacaktır eminim. Hem hayat bu, arada bir çalkalanmalı, makas değiştirmeli, yazmaya saatler kalmalı, değil mi?
Sevgilerimle