MARGOTTO

gece,pike ve bizim çocuklar…

Tarih| Ağustos 11, 2009 | 1 Comment

Eskiden bir defteri çok kullanınca kenarları kıvır kıvır olurdu, hatırlar mısın? Artık ne defterler kıvrılacak kâğıtlardan, ne de geceler kıvranarak geçen sancılardan ibaret. Çok şükür…

Yeni haller içinde olmak biraz rahatsız his. Ben buraların yabancısıyım ama sanki yıllardır buralarda gezermiş gibi ilk günden bir sandalye çekip oturan patavatsızlıklar içindeyim. İnsan rahata kolay alışır derler… Ama ben mahcup olma endişemi saçlarımın ta diplerine sakladım, saçlarımla fazla oynarsam eğer bilin ki ne olacak halim diye düşünür taşınırım.

Ama olsun yine gece geldi hem bu sefer mavi gecelikler içinde ve kedi tüyü gibi yumuşak saçları. Bacaklarını kıvırıp usulca oturdu divana, neredeyse sindi, yastıkların içine. Pencereyi kımıldatan rüzgâra tanıdıkmış gibi gülümsedi, gözleri kapalıydı. Kitaplar aldım başucuma onunla yarenlik etmek için. Ama her seferinde başımı öyle yumuşak okşadı ki, uyuyakaldım.

Uzaklardan, geçmiş günlerin artık neredeyse duyulmayacak kadar kısılmış, gırtlaktan gelen sesinden şarkılar yükseldi. Rüzgârlarla ilgili, pencerelerle ilgili, masalsı şarkılar vardı eskiden. Bir de gökkuşakları ile ilgili. Kaç tane gökkuşağı şarkısı yazılmıştır acaba? Siz bilir misiniz? Ben her kelimenin masal yanını bilirim. Şarkı yanını birisi söylerse dinlerim. Birisi çalarsa bir nağme içimden gülümser, ayağımla tempo tutar eğlenirim. Sevgilim, aç parantez burada, bas çalmanı özledim.

Gecenin yarısına doğru upuzun çift şeritli yolda giden pek yok ama dönen çok. Kim gece yarısı bir yere gitmek ister ki kalkıp? Ben bu aralar zaten gitmekten çok dönmeye, evin bir köşesinde bir şeyler eşelemeye daha çok meraklıyım. Balkona iki bücür saksı fesleğen ekledim, sardunyaları şımarttım, besledim, vişnenin şerbetini yaptım bir ara, elime yapışan kitaplarla bir o oda, bir şu oda gezindim. Colin’le kovalamaca oynadım, sonra hemen yoruldum, buraya oturdum kaldım. Gidenlere, gelenlere baktım.

Aklıma yarın yapılacak işlerim geldi, müracaatlarım, umutlarım, Beyoğlu, haşlanmış mısır arabaları ve dondurmacılar. Hepsini çok iyi bilirim.

Ama şimdi gece bitmeden, gidip kitapların yanına kıvrılmalıyım, uyuyakalmak için.

Yorumlar

One Response to “gece,pike ve bizim çocuklar…”

  1. POYRAZ
    Ağustos 12th, 2009 @ 16:09

    sadece iyi geceler dilemek istemiştim..

Cevap yaz





HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama