MARGOTTO

Ve herşey kaldığı yerden devam eder

Tarih| Aralık 31, 2009 | 4 Comments

Bugün bu senenin son günü… Aslında yeni yıl hisleriyle dolup taşan, eski yıl sona erdi yepyeni bir yıl geldi şarkıları söyleyen biri değilim. Ama şimdi omzumun üzerinden geriye bakınca, bu sene çok yaşanmış bir sene oldu diyorum kendi kendime…

Kalbimin asılı olduğu boşlukta çok titrediği, çırpındığı, sevindiği, huzur bulduğu, hüzünlendiği ve sanki etrafındaki her türlü hissi bir mıknatıs gibi çektiği bir yıl oldu. Böyle olmasından da çok mesudum!

Yaptıklarının sonsuza kadar tekrarlanacağının ve akislerinin çoğalarak ve hiçbir yere varmamacasına yavan bir hayatı bana yaşattırıp sonunda da tükeneceği korkusundan, endişesinden mütevellit, kalbimi dondurduğum zamanlar oldu. Hiçbir şey hissetmiyordum. Günler birbiri ardına geçiyordu, uyuşmuştum. Birbirinin aynısı günler yaşamanın getirdiği bir bunaltı hissi dışında, her şey yolundaydı.

Ama bir gün yol bitti. Elimde olmadan o yol bitti. Kalbim birden üşümeye, ısınmaya, kıpırdanmaya başladı. Sokaklara çıktım. Kabataş’a indim ve denizi seyrettim. Tarihin bir ucunda, zamanın bir köşesinde, bir anlık bir şeydim işte. Daha fazla olmadığım belliydi. Ne olacağım değil. Sonra ne yapacağıma karar verip eve döndüm. Okudum, yazdım, mırıldandım, ezberledim. Çok dua ettim. Çok tekrar ettim. Kendimi okulun bahçesinde buldum. Bir iki ay sarhoş gezdim. Yaz sonu renkleri birbirine karıştı, çimenlere yattım, çimenleri sevdim. Güneş gözümü aldı.

Sonra kış geldi kapıya. Sert sert çaldı kapıyı. Beni bir üşüme bir endişe aldı. Bu hiç yaşamadığım bir kıştı. Ve kapıdaydı. Onu içeri almasam kapıyı kırıp girecek, elimi ayağımı buz kesip benden intikamını alacaktı. Açtım kapıyı, bir köşeye büzülüp siniverdim. Geçsin diye bekledim. Sonra ona da alıştım. Şimdi kışın bir nebze soğuttuğu ateş, ılık bir suya bıraktı yerini. İçimde ılık ılık akan bir şeyler var.

Omzumun arkasından baktığımda geride kalan yollar var. Önünden geçtiğimde üzerinde kiralık yazan bir iş yeri… Aklımı ne kadar kurcalasam da sanki dokuz sene çok uzun seneler önce geçmiş gitmiş gibi. Dokuz sene silmek için beklediğin tüm silinecekler, sanki bir gecede kapının önüne konmuş gitmiş, şimdi nerede olduğunu bilmiyorum o zamanların. Uzayın derin çöplüklerinden birinin bir köşesindeler belki. Arşiv denen şey artık kelime karşılığını buldu, yaşananların hepsi eskiden zaten arşivin içindeydi sanki…

Vicdan muhasebesinin bu anında, kendi uydurduğumuz bir defteri bitirip, bir başkasını açtığımızı düşünmenin sonsuz tatlı geldiği şu anda, her ne olursa olsun, kendimi daha çok ‘‘hayatta’’ hissediyorum. Aslında hiçbir şey bitmedi, hiçbir şey başlamıyor.

Bence asıl önemli olan ve hepiniz için artık daha da çok titreyen uyanık kalbimle dilediğim tek şey, istediğiniz virgülü istediğiniz yere koyabilmenizdir.

Bir kadeh meyvemsi şarap, iki küçük hediye, bir ekoseli kırmızı atkı, mürdüm eriği renginde hayaller, bu akşam hepsi Noel Baba’nın geyiklerinin çektiği kızaklara binip gidecekler. Siz bir yerlerde bolca virgül bulundurun. Sadece özel bir günde değil, size özel bir günde tam da lazım olduğu o anda çıkarıp o cümlenin istediğiniz, müsait bir yerine takıp devam etmek için.

DSC_1869

Kurabiye Kırıntıları:

* Sevim Burak okumaya başladım, onunla ilgili memnuniyetle bir iki satır yazmayı düşünüyorum. Okuması zordur onu ama okumamaktan evladır.

* Nurdan Gürbilek okudum, ona da edebiyatla ilgili yazılacak şeylerin bir tadı bir güzelliği olabileceğini bana öğrettiği için ne kadar teşekkür etsem azdır. İnsanın kendinden önce yazılanları okuması, bir kılavuz bulması kadar güzel ve özel bir şey yok işte hayatta.

*Barış’ın resimleri etrafımı, elimi, eteğimi renklendirdi. Kendine ait bir odada olmazsa olmazlardan oldular. Onunla zamana yayılan bir söyleşi yapıyoruz, tamamlanınca bu sayfalarda olacak.

* Evimi her zamandan çok sevdim. Evde daha çok kalabilmeyi becerebiliyorum artık. Ama sonunda yine sokaklara çıkmam gerek. Sanırım bu hiç değişmeyecek. Yastıklar, baharatlar, bol tüylü bir Kedi Colin, kırmızı tavuklu bir çalar saat, camdan bir kantin sürahisi. Burası her gün daha da çok bize ait bir evren oluyor.

* Doris Lessing’in otobiyografisi okunmalı. Onu okumak bir gölün kıyısında, ya da sazlıkların içinde yatıp bir masal dinlemek gibi bir şey… Hayranlığı katlamak için okunmalı, o bu dünyanın beyaz saçlı bilge kadınlarındandır.

* Beyaz saçlı bilge kadın deyince aklıma anneannem geldi. Bugün ona yılbaşı hediyesi verdiğim cüzdanı yerleştirmiş, içine neler koyduğunu tahmin edebiliyorum. Onun hayat neşesinden birazcık koklayanlar meftunu oluyor hala. Hala solmadan, etrafımızda olabildiği için o kadar şükrediyorum ki. O kendisine has, herkesten ayrı, biricik bir lisanı olan ve her aklıma geldiğimde yüreğimi kabartan yegâne kişi. Anneanne sana hayranım ve sen benim hayatımdaki en önemli bilge insanlardan birisin. Her lafını yazmalıyım her lafını!

* Kendi kendine kalmaktan korkmadan, ne olacağını bilememekten korkmadan, yazamamaktan korkmadan, hiçbir şeyden artık o kadar korkmadan yaşayabilmeliyim. Ve her gün daha iyi yapabilmeliyim bunu.

* Walter Benjamin Amca sen de çok şahsına münhasır biriymişsin, senin de yazdıklarını her boş vakitte okumalı insan.

* Ve her şimdi ne olacak acaba dediğinde, içinde Kuzey’e bir yere kaçabilmeli. Orada şöminenin başında iki dakika oturup, düşünmeli. Dışarıda kar yağıyor olabilir. Ama hala hikâye anlatıcıları yaşıyor. Kediler hala zırnık koklatmıyor gururlarından.

*Bütün Çin tılsımları, bütün ejderha hikâyeleri, bütün ihtiyar adamların sessiz ve sabırlı oturuşları yanılıyor olamaz.

Yorumlar

4 Responses to “Ve herşey kaldığı yerden devam eder”

  1. Tuğba
    Aralık 31st, 2009 @ 12:14

    mutlu ve güzel bir yıl dilerim:)

  2. elektra
    Ocak 3rd, 2010 @ 05:52

    sevgili margotto, yeni yılın çok güzel geçsin ( bu senin için tüm kalbimle dilediğim) sen daha çok yaz. (bu da kendim için dilediğim:) sevgiler, iyi seneler…

  3. opethmania
    Ocak 6th, 2010 @ 05:54

    colin çok şirin bi kediymişş.

  4. Işın
    Ocak 7th, 2010 @ 14:11

    “Kendi kendine kalmaktan korkmadan, ne olacağını bilememekten korkmadan, yazamamaktan korkmadan, hiçbir şeyden artık o kadar korkmadan yaşayabilmeliyim. Ve her gün daha iyi yapabilmeliyim bunu.”

    Yeni yıl kararı olarak bir kenara yazmalı bunu ve de her gün okumalı.

    Aynı kalp donmasını, aynı uyuşmayı yaşıyorum ben de aylardır. Ve bunu aşabilen herkesi gıptayla izliyorum.

    Dolu dolu yaşanacak bir yıl diliyorum. Ve de daha fazla Margotto okumak istiyorum ben de.

Cevap yaz





HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama