Sanal dünya, herşey bomboş…

-Bu ‘hayata’ gerçekten ihtiyacınız var mı? -Yok, ama istiyorum! Gece geç saatlere kadar oturma alışkanlığı edineceksin ve sabah kalkmayı buna rağmen becereceksin deseydiler, inanmazdım. Ama hayat insanı kendisiyle şaşırtmaya bayılan yegâne şey olduğundan, artık hiçbir şeye önyargılı yaklaşamıyorum. O yetim de dalgaların arasında kayboldu gitti. İyi de oldu. Dün gece yine kitap okurken bir yandan [...]

‘ Kombiyi açtım, içerisi biraz kırılsın yine kapatırız!’

Yağmurlu bir sabah, yaş pencerelerin kuru yanına yapışan nemli çaydanlık buharı ve ben. Mavi kupa. Çayın içine atılmış birkaç kuru karanfil. Mavi kapüşonlu kadife ev eşofmanları… Bir kutu antibiyotik, çubuk tarçın ve zencefil… Sonu gelmeyen televizyon dizilerine yapışıp kalmak, koltuğun kucağında bir kedi kadar, bir köşe yastığı kadar, durağan… Baharla aldatan tekinsiz günler, gülmeye korkarsın, [...]

« go back

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama