Kaptan Margot’nun seyir defterinden
Neredeyse her gün yazacağım, yazılarımı pavyonlarda saçılan gül yaprakları gibi başınızdan aşağı saçacağım. O raddelere doğru ilerliyoruz. Haydi hayırlısı.
Sevgili Defter,
Tam gitti diyorken, dün gece ben yolda giderken, bir baktım geri gelmiş! Yoldan döndü herhalde! Bir şey mi unuttu acaba? Beyaz beyaz düşünceli düşünceli yağması belki de bundandır. İki saate kalmadı yine her yer bembeyazdı. Şimdi [...]
Margot Sirkeci Garı’na Flaubert’i karşılamaya gider…
Üzerinizde hiçbir şeyin durmadığı zamanlar oldu mu? Her şey sanki üzerimden kayıyor gibi bu aralar, ne giysem eğreti duruyor üzerimde, saçlarımı ne kadar yukarıdan toplasam düşüyor, kırmızı ojeler suya girer girmez aşınmaya başlıyor, akıntıyla baş edemeyip yüzmekten sıkılan, durunca üşüyen, yüzünce yorulan, iki arada bir derede hallerdeyim nedense bugünlerde.
Bundan önceki yazılardaki ev toplama kandırmacası bir [...]
kar devam ediyor…
Bugün güneşli bir gün… Her yer hala kar altında. Kara, beyaza çarpan güneş her yeri aydınlatıyor. Evde perdeler açık, göz alıcı bir aydınlıkta oturuyorum, üçüncü çayım yeni bitti.
Beyaz ışık, Colin’in beyaz kabarık tüylerinin arasından geçip onları daha da parlatıyor. Ama onun için aydınlık karanlık fark etmez, Colin sürekli uyuyor, koltukta, kanepede, yerde, masada. Ben evin [...]


