gerçek üstü köfte
Tarih| Nisan 21, 2010 | 3 Comments
Okula doğru yol alırken ne yiyeceğime hâlâ karar verememiştim. Birden Kurabiye Sokak’ta bir kalabalık ilişti gözüme. Bir köşede birikmiş yemek yiyen. Meğerse orası Köfteci Hüseyin imiş.
Sokağa attığı masalarda bir tane bile boş yoktu. Beni içeriye, salona aldılar. Salonu salaş diye tabir edebilirim. Ama bir yandan da kendi halinde bir düzeni var sanki. Bir köşede unutulmuş elektrikli ısıtıcıdan, duvara iliştirilmiş bilgisayar ekranı kadar bir plazmaya kadar, her şey gayet kendine has. Müşteriler olarak da ilginç bir yelpazedeyiz. Önümde altı kişilik bir Japon topluluk var, hepsi de siyah takım elbiseleri, yaka kartları olan iş adamcıkları. Onların yan masasında gömleğinin düğmeleri göbeğine kadar açık, göbekli, dirseği havada, masanın dışına bakan bir açıyla oturan ve rahatça küfürlü konuşan bir abimiz ve onun muhabbet ettiği sadece ensesi görünen diğer bir abi. Benim yanımdaki masada banka memuresi görünümlü iki kadın, gayet ölçülü bir muhabbetteler. Son gelen tek tabanca abi ise altmış sekiz kuşağından, yeşil parkalı, beyaz saç ve sakal orijinal. Böyle bir gerçeküstü mekânda plazmada Şakira’ya bakarak yemek yiyen bir topluluğuz.
Çok hijyen olmayan masaya önce ayran, bir adet ucuz peçete ve bir tane çatal bırakılıyor. Köfteleri bıçakla yemeniz gereksiz bir şey, her Türk gibi çatalın kenarıyla kesmeniz bekleniyor. On dakika kadar bir bekleyiş sonunda, köfte ikram edilme sırası bana da geliyor. Köfteler tombik, sulu, yanlarında acı salçalı sosla geliyor. Tarafımdan gayet çabuk tüketiliyor.
Mukayese edersek yediğim çoğu (bkz. Sultanahmet) köfteden güzel olduklarını söyleyebilirim. Nostaljik sokak köftesi, tükürük köftesi diye tabir edebileceğimiz türlere yakın. Boydan iki çeyrek edecek şekilde kesilmiş yarım ekmek çok taze. Sosa banarak bitirmemek zor… Ama sos acı sevmeyenler için sakınca yaratabilir.
Mekân sadece öğlenleri açık… Köfteler çabuk bitiyor. Herkes halinden memnun görünüyor. Ama kredi kartı geçmiyor. Ben şaşırıp eyvah deyince, “sonra bırakırsınız sorun değil” diyecek kadar kibarlar. Bir köfte ve bir ayrana on bir tl veriliyor. Ucuz sayılmaz. Ama her yerde de böyle köfte bulunmaz.
Kurabiye sokak Parsifal ve Zencefil gibi iki mekânın olduğu sokakta. Ben Parsifal’e arada gitsem de Zencefil’i pahalı bulur gitmem. Vejetaryen da değilim, artık canım çekince ilişecek bir masa bulursam Hüseyin’e gider, köftemi yerim.
Not: Masaya Taşdelen misali cam şişede su getiren, masasında esmer veya beyaz şeker olmayan, ucuz kağıt peçeteleri sayıyla getiren bir mekâna girdiklerinde “ay burası şehirlerarası otobüs terminali gibi!” şeklinde bahisler açan ve “ızgara tavuklu salata üstü cheese cake” ile beslenen” arkadaşlarınızı bu tip mekanlarda misafir etmeyiniz.
Yorumlar
3 Responses to “gerçek üstü köfte”
Cevap yaz



Nisan 22nd, 2010 @ 00:54
…:)ayrı zamanlarda aynı mekanlarda bulunmak bir insanı böylesine tebbessüm ettirir mi evet hemde mest olanından:))..not: not’un ayrı bir alem
) kesinlikle katılıyorum çok tatlısın sarıldım margotum sevgimle nur
Nisan 23rd, 2010 @ 04:42
Birilerinin gözünden yollara düşmek hep keyiflendirir ya beni. Senin gözünden yollar da bir başka güzel. Sevgiler Margot’cuk..
Nisan 23rd, 2010 @ 10:08
Oya Hanım ve Nur Hanım’a birer porsiyon köfte çeek! Peçetelerine kalp çiz!