Hayatın “perdeye yansıyan” anlamı
Tarih| Ağustos 31, 2010 | 4 Comments
Bütün bunların anlamı ne?
Ve gerçekten bu kadar çok “yumurta”ya ihtiyacımız var mı?
Etrafta gördüklerim bazen bana da çok manasız geliyor. Ama manasızlığın nedenini sorgulayan, ona şaşıran, hatta incinen bir yanım yok artık. Manasızlığı gönüllü olarak kabul ediyorum. Ama maalesef “ Ciddi Bir Adam”ın gereğinden fazla ciddi adamı bu kadar şanslı değildi. Hayatında birden her şey ama her şey (ve tam manasıyla herkes) ona karşı cephe oldu ve o birden gözüne fener tutulan bir tavşan gibi nereye gideceğini bilemedi. Bütün bunlar “hesapta” yoktu ve o bir hesap adamıydı.
Larry Gopnik hayatında olması gereken her şeye -yani bir eve, eşe, iki çocuğa, akademik bir kariyere- sahip “ciddi” bir adamdır. İnandığı hayatı bir anda tepetaklak gitmeye başlar. Karısı boşanmak istemektedir, kendisini Sy Abelman adında bir “sinsilik abidesi” aile dostu (!) ile aldatmaktadır, kızı cüzdanından para yürütmektedir, oğlu uyuşturucu kullanmakta, deli dahi kardeşi sırtına abanmadığı zamanlarda kanepede yatmakta, Koreli öğrencisi ona rüşvet teklif etmektedir. Tabi onu sürekli kazıklayan avukatını, doktorunu saymıyorum. Bütün cemaat, mahalle, hatta dünya, kozmik evren bir olmuş bu “ciddi” adamın üzerine gelmektedir. Bir tahta dolusu denklemi kendinden son derece emin bir şekilde çözen bu adam, “hayat” denkleminin “öngörülemez tekinsizliğinde” yeni doğmuş bir yavru ceylan gibi savunmasız ve “hazırlıksız” yakalanmıştır.
İşte şimdi denek faresinin bu değişkenler karşısında nasıl tepkiler vereceğini film boyunca izleyebiliriz.
Larry gibi hissettiğimiz zamanlar olsa da çoğumuz onun “sabırtaşı” performansına ulaşamayız. Değişkenler devamlı bir oyun halinde etrafımızda dönüp dururken, “bütün bunlardan ne ders almalıyım?” diye kendimize bir yandan sorar sonuçta şanslıysak olanlar üzerindeki gücümüzün ne kadar zavallı bir etkisizlikten ibaret olduğunu keşfederiz. Velhasıl ya olanlarla kendimizce kafa buluruz, ya oradan acilen sıvışırız ya da ısrarla olup biteni çözmek için savaşırız. Ama bence film bize aslında bu ısrarlı çabanın ne kadar boşuna olduğunu anlatmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.
Anlamaya çalışmak da neyin nesi?
Woody Allen’nın en harika filmlerinden hatta en harika filmi olan “Annie Hall” da şöyle bir hikâye vardır: Adamın biri doktora gider ve kardeşinin delirdiğini, kendini tavuk sandığını söyler. Doktor, getirin tedavi edelim dediğinde şöyle der: “Ama yumurtalara ihtiyacım var”. Allen da ilişkiler hakkında aynı tespiti yapar, ne kadar akıl dışı, saçma ve absürd olsalar da onlara dayanırız, çünkü yumurtalara ihtiyacımız var.
Şimdi bu başlı başına saçma bir tespit gibi gelse de, bana bir şeyler çağrıştırıyor. Çünkü hayatımın dokuz senesini olabilecek en gerçek üstü ofis ortamlarında ve olabilecek en saçma insan ilişkileri içinde geçirdim. Ve “neden?” diye ısrarla soranlara da şu cevabı verdim: “Yumurtalara ihtiyacım var”. Bu yüzden arada uyuklayan ve canı sıkıldığında çekirdek yiyen müdürüme dayanma gücünü buluyorum, bu yüzden olabilecek en saçma muhabbetlere karşı kılım bile kıpırdamıyor, bunun için akıl dışı her olay benim için artık günlük bir rutine dönüştü. Ve ben bir işte çalışması gerekli ve sorgulanamaz olan “ciddi” bir kadın olarak burada çalışmalıyım, çünkü herkes gibi benim de yumurtalara ihtiyacım var!
Zavallılar kulübünün “kurucu” üyelerinden olduğu her halinden belli Larry’nin de muhtemelen hepimizden çok o yumurtalara ihtiyacı var. Çünkü başka türlüsünü bilmiyor.
Yumurtalar çatladığında, hala son kalan sağlam bir tane aramak için ağlamaklı olmasının, bütün kâbuslarının sebebi aslında bu. Elindekileri kaybettiğinde ne yapacağını bilemiyor olması.
Ve bütün güvendiği “karton” dağlar birer birer yıkılırken elinde bir tek şarkı kalıyor içinde cevap kırıntısı olan. Ama o şarkıyı da başkası dinliyor zira “ciddi” bir adamın yapacağı iş bu değil.
Peki bunların manası neydi o zaman?
Otostopçunun Galaksi Rehberi’nde ulu bilgisayara hayatın anlamı nedir diye sordukları günü hatırlıyorum. Bütün insanlık ellerinde mumlarla, içleri titreyerek cevabı bekliyordu. Bilgisayar uzun hesaplamalardan sonra, cevap verdi: 42!
Evrenin kendine has yöntemleri konusunda bir derdiniz mi var? Ciddi Bir Adam’ı seyredin! Kendinize gülebilmek için.
Önemli Not!
Filmi seyretmeniz gereken sinema Beyoğlu’nda Beyoğlu Sineması’dır. Biletler 5 ytl. Ve eğer sizin bu kadar “iyi” bir filme verecek 5 ytl’niz yoksa bir daha bu kadar iyi filmler seyredecek salon da muhtemelen bulamayacaksınız demektir. Beyoğlu Sineması şu an direniyor. Genç törksel’in bile kampanyalarının tozunu attıracak rakamlara bilet satmasına rağmen. Seyirci ya “bilet bu kadar ucuzsa bu kesin eski bir filmdir” diyecek kadar cahil, ya genç törksel indirimi isteyip kişi başı 2,5 ytl’lik bilet için tutturacak kadar arsız, ya da “aooov! Alışveriş merkezi değil ama burası, ben güzel demli çayı uygun fiyata içmek yerine yağlı ve GDO’lu mısıra 8 ytl vererek rahatlamak istiyorum” diyecek kadar “aymaz” olabiliyor. Siz lütfen olmayın. İyi insanlar olarak, vefâ gösterip, kalan son kalemize bari sahip çıkalım! Lütfen!
Yorumlar
4 Responses to “Hayatın “perdeye yansıyan” anlamı”
Cevap yaz




Eylül 6th, 2010 @ 05:36
Cumartesi Beyoğlu sinemasında bu filmi izledim ve çok sevdim.. Tavsiyelerine devam Lütfen Margotçum.
Eylül 6th, 2010 @ 08:40
çok sevindim pandufçum ! eylül ayında daha çok yazı ve daha çok tavsiyeye niyet ettim, inşallah mahçup çıkmam.
Eylül 8th, 2010 @ 15:28
Her satırından ayrı keyif aldığım ..bitmesini istemediğim tılsımlı kitaplar kadar anlamlı ,kalemsiz mürekepsiz sunulan güzel satırların sahibesi, biricik margotum özlemişim ..bir çırpıda okuyup hasret giderdim …var olasın .. yumurtalara gelince bazen kafakafaya tokuşturup kırmak istesemde evet onlara ihtiyacım var:)…sarıldım sevgimle nur
Eylül 10th, 2010 @ 06:16
Şükür kavuşturana Nur’cuğum, sevgiler benden