kitaplık

Tarih| Eylül 6, 2010 | 5 Comments

Kitaplık büyüdü, genişledi ve serpildi. Bir duvara sığmayan raflar artık kolunu diğer duvara atıp onun sonuna kadar devam ediyor. Beyaz rafların tozu alındı, şimdi hangi rafa kim taşınacak onu düşünüyorum. Her yere uzanan karışıklık, bir kalk gidelim hali hâlâ odada. Bir defa yaz bitti. Bunu artık kabul etmeli ve odanın ortasında duran şu bavulu kaldırmalı. Sonra resimleri duvara asmalı, yere kilimi sermeli. Ondan sonra hangi noktada bu uzun kitaplıktan çekilen kitaplarla çay içilebilir onu düşünerek düzenlemeye başlamalı. Masa ne köşede duracak, koltuk bu odaya sığacak mı? Yanına sehpa konacak mı? Bunlar hep insanda heyecan ve heves yaratan hisler. Ondan sanırım şimdilik bu karmaşanın ortasında durarak bu hissi uzatmaya çalışıyorum.

Yazın ve kışın tam ortasında, mevsimler değişmek üzereyken, tam anlamıyla hangi noktada durmam gerektiğini yeniden düşüneceğim zamanlar geliyor yine. Hayattaki olasılıklar da, şu bomboş duran beyaz raflar gibi uygun meşgalelerle doldurulmayı bekliyor. Derin bir nefes alıp girişmeli işe…

Bir sonraki adım:

* Hangi kitaplar okunuyor, hangileri var sırada okunacak?

* Günde yüz sayfa okuyorum. Disiplin ve ondan kaçtığım zamanlar.

* Resim konabilirse eğer siteye  güzel bir kitaplık resmini koymalı. Ne de olsa gitgide  kitaplarıyla övünen o takıntılı koleksiyonculardan oluyorum işte.

* Filmler de tasnif edilmeli.

* Hava soğudu, ince bir battaniye aranmalı.

Yorumlar

5 Responses to “kitaplık”

  1. handan
    Eylül 6th, 2010 @ 05:25

    bize de gelsen benim kitaplığı elden geçirsen

  2. Margot
    Eylül 6th, 2010 @ 08:38

    gelirim handanimu ama ben benimkine bile başlayamadım ki daha ! yerler silindi süprüldü, kitaplığın tozu alındı ama kitapların düzenlenmesi işi (en zevklisi) sona kaldı!

  3. celerone
    Eylül 7th, 2010 @ 14:11

    Sevgili komşum,

    Bir gün bloga yazmaktan vazgeçersin diye telaşlanıyorum biliyor musun? Sen de benim gibi kapılıp gider, öksüz bırakırsın ekranı diye korkuyorum. Neyse ki, öyle birşey olmuyor. Hep yaz, olur mu?

    Sevgiler,

  4. Margot
    Eylül 8th, 2010 @ 02:28

    Sevgili Komşum Celerone,
    Şaka maka epey sene oldu değil mi? Neyse. Artık saymıyorum. Blog modasının geçtiğinin farkındayım, dükkanlar bir bir kapandı, twitter’ıydı facebook’uydu derken herşey bir cebe sığdı. Ama hiçbir şey bana, paşa gönlüm çektiğinde bir sayfa açıp karalamanın keyfini vermiyor hâlâ…
    Ha, kapatayım ben de hazır tadında demedim mi dedim… Ama nedense beceremedim. Buralardayız bakalım plansız bir tarihe kadar…
    Sevgiler benden.

  5. gülin aydın
    Eylül 16th, 2010 @ 00:40

    Birde o kitaplıkta seni senden alan hangi kitaplar var bize önerebileceğin acaba?

    Sevgiler.
    paNDuf

Cevap yaz





HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama