sonbahar hüznü ve çay çiçeği
Sıcak ve şefkatli güneş çekilince, somurtkan ve gri hava daha bıraktığı yer azıcık ısınamadan kaldığı yerden devam etmek için hemen koşup geri geldi. Bu günlerde güneş sadece arada bir, kerhen, yüzünü gösteriyor, sanki ayrılmadan önce görüşme sıklığının arasını açıp, kendini unutturmak ister gibi. Bu enteresan melankolik hallere bir değdirsem elimi, dize kadar batacağımdan, onlardan uzak [...]
Film ekimi ve Colin Kazım Efendi
Saat daha yeni beş oldu. Birden kapıya bir haydut gibi dayanan ve hışımlı rüzgârıyla kapıyı sallayan soğuk havalara karşı tek silahım beş çayı. Çayın içine karanfil ve tarçın atıyorum. Böylece o mütevazı sarı Rize Turist çayı ve tomurcuk karışımı, birden hoş kokulu ve mevsimsel olarak uyumlu hale geliyor. Havaya giriyor. Yanında teselli kontenjanından iki küçük [...]
“Ev ve çocukları” Margotto film iftiharla sunar.
Yapmam gerekenler dolu kafamdan tembelce çekip, icraata dökebildiğim iki iş var. Birincisi Amargi Dergi’nin son sayısını yarısına kadar büyük bir zevkle okumak, diğeri gidip gelmeleri artık bizim için bir yaşam biçimine dönen elektrik kesintilerinden bir fırsat kollayıp beyazları çamaşır makinesine tıkmak. Şu anda beyaz çamaşırlar altmış derecede, bir dahaki sürpriz kesintide durana kadar makinenin içinde [...]


