sabah sabah hayrola, nereye böyle?

Bu sabah, – yünlü hırkam ve pijamam içindeyim. – petibör bisküvisi ve çay ile beslendim. – yüzümü yıkar yıkamaz oturdum bir film seyrettim. Jack botla gezintiye çıktı. Maalesef nasıl bir film olduğuna karar veremedim. Bazı sahneleri hoştu. – oturup bunları neden yazıyorum hiçbir fikrim yok. – hava güneşli ve bir bahane bulup dışarı çıkmazsam sanki [...]

hayata yeniden katılmak için

Karnım aç. Birazdan akşamdan kalan nohutlu pilavı ısıtıp, yanında iki parça tavuk pişirip yiyivereceğim. Ama birazdan. Önce karnımın gurultulu senfonisinin fonunda yazı yazıyorum. Lütfen annemden ödünç alınmış gibi duracak endişelere gark olmayınız. Annem bile ezberledi ki, kızı ağzı kokarken bile, yazma nöbeti gelmişse gider tutar. Ya da bir nevi yazma nöbetine tutulur. Kendi kendine olur [...]

Ya şimdi Audrey?

Başını öne eğdi. Ellerini ensesinde, yeni kesilmiş saçlarının açıkta bıraktığı teninin üzerinde birleştirdi. Eğer şu anda bir resim yapabilseydi, kuş bakışı görebildiği bu anı çizmek isterdi. Ne yazık ki, elinde sadece kelimeler var. Bu tasviri ancak kelimeler canlandırabilir. Ama kelimeler uçucu olduğundan, kimin zihnine konarsa bu uzun boyun ve üzerinde birleşen eller tarifi, hepsinde ayrı [...]

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama