belki de onlar gece kuşlarıdır
“Düşüncelerin yerleşik yaşamı sevdikleri doğrudur ama bizim ülkemizde bile, uzun zamandır artık neredeyse hepsi evcilleşmiş olmalarına rağmen, vahşi yanlarını az da olsa korumuşlardır. Kanatlarını ısıtır ısıtmaz ve gün ışığıyla birlikte canlanır canlanmaz, bir an önce onları barındıran, koruyan ve gizleyen sözcüklere dönmek isterler. Belki de onlar gece kuşlarıdır. Bu mümkündür, zaten pek çok kişi de [...]
kakaolu portakallı ıslak kek ve gündüz düşleri
Sabah gözümü açtım kar. Çalışma masama oturdum kar. Bir de fırtına. Nasıl uğulduyor rüzgâr dışarıda, apaçık meydan okuyor. Dışarı çıkma yakarım, soğuk bir bıçakla yanağını keserim! Neyse hiç niyetim yok zaten, sayfalar var önümde yazılacak. Dalıyorum gidiyorum… Neden sonra, canım çay çekiyor. Bir de kaç zamandır, kek… Kar da mola verdi zaten, ben de ona [...]
hürrem sultan ve her an zehirlenme tehlikesi
Her ne kadar mazbut da olsa, bu Mart’ın husumetine bizim ev bile dayanamıyor, onu anladım. Okuyup yazdığım oda konumu itibarı ile denize açılan bir pencere olduğundan, mübarek, ısınmıyor. Buz kesen parmak uçlarının çıtırtısına, arada kedilerin devirdiği kitapların gümbürtüsü karışıyor. Taş kesen dar omuzlarıma atılmış bir battaniye kah orada, kah dizlere kayıyor. Yazıyorum ama yazmaya başlamak [...]
« go back

