MARGOTTO

ben harika bir ressam çocuk biliyorum…

Uzun zamandır küçük sorular atıyorduk birbirimize. Bir muhabbet oluşsun bu sorulardan ve gelsin Margotto’ya konsun istedim.
Barış bana Galata Kulesi’nin tepesinden esen rüzgâra karşı, efsun gibi bir kahve falı baktığından beri bende yeri başkadır. Resimleri odamın beyaz duvarına konmuş renkli kelebekler gibidir, yakından bakınca titrerler, kimi sevinçten, kimi hüzünden. Barış benim tanıdığım en güzel ressam çocuklardandır, [...]

yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz…

Sabahın ilerleyen bir vakti… Margotto ne zaman kapanacak olsa, içimden yazmak geliyor. Midem fena.  Dün anneannemin getirdiği pazılı börekleri hazmedemiyor. Karlı bir sabah var bugün şehrin bana yakın tepelerinde. Gözlerimi devirerek bakıyorum dışarı nedense. Silkinmek zor geliyor.
Kar sanki hiç kalkmayacak gibi gelmeye başladı bana. Biliyorum olacak şey değil. Zamanı gelince o da efendi gibi çekip [...]

Margot Sirkeci Garı’na Flaubert’i karşılamaya gider…

Üzerinizde hiçbir şeyin durmadığı zamanlar oldu mu? Her şey sanki üzerimden kayıyor gibi bu aralar, ne giysem eğreti duruyor üzerimde, saçlarımı ne kadar yukarıdan toplasam düşüyor, kırmızı ojeler suya girer girmez aşınmaya başlıyor, akıntıyla baş edemeyip yüzmekten sıkılan, durunca üşüyen, yüzünce yorulan, iki arada bir derede hallerdeyim nedense bugünlerde.
Bundan önceki yazılardaki ev toplama kandırmacası bir [...]

bu kategorideki diger yazilar »

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama