ben harika bir ressam çocuk biliyorum…
Uzun zamandır küçük sorular atıyorduk birbirimize. Bir muhabbet oluşsun bu sorulardan ve gelsin Margotto’ya konsun istedim.
Barış bana Galata Kulesi’nin tepesinden esen rüzgâra karşı, efsun gibi bir kahve falı baktığından beri bende yeri başkadır. Resimleri odamın beyaz duvarına konmuş renkli kelebekler gibidir, yakından bakınca titrerler, kimi sevinçten, kimi hüzünden. Barış benim tanıdığım en güzel ressam çocuklardandır, [...]
Yağmurda suluboya…
Güneş yükseliyor, yeni bir gün başlıyor. Belki daha kısa…
Dün yağmurluydu. Şeffaf şemsiyenin altında kaldırımın doğru yanına basmaya çalışan ve içinde huzura en yakın duran duyguyu ıslanmasın diye en derin cebine saklayarak yürüyen bendim. Okula girerken de, çıkarken de kâh azarak kâh dinlenerek yağmaya devam etti yağmur.
Şemsiye satan tekil adamların yanından evden şemsiye alıp çıkmanın haklı [...]
yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz…
Sabahın ilerleyen bir vakti… Margotto ne zaman kapanacak olsa, içimden yazmak geliyor. Midem fena. Dün anneannemin getirdiği pazılı börekleri hazmedemiyor. Karlı bir sabah var bugün şehrin bana yakın tepelerinde. Gözlerimi devirerek bakıyorum dışarı nedense. Silkinmek zor geliyor.
Kar sanki hiç kalkmayacak gibi gelmeye başladı bana. Biliyorum olacak şey değil. Zamanı gelince o da efendi gibi çekip [...]


