MARGOTTO

Sevgili Matmazel,

Seni görmek bana öyle iyi geldi ki anlatamam, uzun zamandır kendimi dışında, kıyısında, ucunda hissettiğim şeylerin hepsine dâhil olmuş, unutmak üzere olduklarımı hatırlamış ve vazgeçemediklerime sarılmış gibi oldum. Sana sarılınca.
Neden böyle olduğumu sana hiç anlatmak zorunda kalmadığım için, senin bunu zaten adın gibi bildiğin için, konuşmamızın sebebinin sadece bu bildiklerimizi çantadan çıkarıp masaya koymak olduğu [...]

Bir kış gecesi eğer bir yolcu rehavet zehirinden tadarsa…

Merhaba Yazı.
Sen mi benden kaçtın bunca zaman yoksa ben mi saklandım senden, kaçtım, sindim bir yerlere? Beni bulamayasın diye. Kim kimi kaçırdı? Neden ayrı düştük? Bilmiyorum. Elle tutulur bahanelerim var elbet. Ama bunlar senle benim aramda geçmez. Bunların bizim aramızda lafı bile olmaz. Ondan hiç demeyeceğim sana onları, o konular bizi açmaz. Senden özür dileyeceğim [...]

Aylardan Mayıs, Bir Oğlumuz Oldu!

İstanbul’un havaları hep böyle. Umut veren ama sonra kendisinden günlerce haber alınamayan vefasız bir sevgili gibi güvenilmez. Bir gün açtığında havalar da düzeliyor galiba diye umutlanmaya meyilli olduğumuz mevsimdeyiz. Aşılmaz bir güzel havalar beklentisi yakamızdan paçamızdan akıyor artık. Hâlbuki İstanbul havalarının bizim beklentilerimizi hiç taktığı yok. O yine yapacağını yapıyor ama sıkılıp, çekip gitmeyelim diye [...]

bu kategorideki diger yazilar »

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama