Ya şimdi Audrey?

Başını öne eğdi. Ellerini ensesinde, yeni kesilmiş saçlarının açıkta bıraktığı teninin üzerinde birleştirdi. Eğer şu anda bir resim yapabilseydi, kuş bakışı görebildiği bu anı çizmek isterdi. Ne yazık ki, elinde sadece kelimeler var. Bu tasviri ancak kelimeler canlandırabilir. Ama kelimeler uçucu olduğundan, kimin zihnine konarsa bu uzun boyun ve üzerinde birleşen eller tarifi, hepsinde ayrı [...]

Gece vakti

Gecenin bir vakti olmuş. Uyku başucuma tünemiş bekliyor, bir elinde mum bir elinde yastık. Ben inadına gözlerini açık tutmaya çalışan çocuk. Eskilere dalıp gitmiş, yazdıklarımı sanki başkası yazmış gibi okuyup duruyorum.  Daha mı hesapsızmışım o zamanlar? Daha mı yürekliymişim? “Bakın komşular başıma neler gelmiş” minvalinde konuşup dururken daha mı içtenmişim? Gecenin bir vakti olmuş. Kurt [...]

Parçalı bulutlu sabahlar ve ılık demli çay

Yazma pratiğinden uzaklaşıyorum ama okuma işine gitgide teslim oluyorum. Kitaplık tam istediğim gibi olmasa da yavaş yavaş toparlanıyor. Sahaf festivalinin ganimetleri bir yandan göz kırpıyor. Gazete okumalarım da sanki daha bir sıklaştı. Ama iş yazmaya gelince orada parmaklara bir tutukluk gelip oturuyor. Bu bir biriktirme süreci diye düşünüyorum. Yarı bahane yarı ciddi. Çünkü içimden sonsuz [...]

« go backbu kategorideki diger yazilar »

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama