kırık ampul sökük kenar

Çay demleniyor. O demlenene kadar sakız çiğniyorum. Arada öyle büyük bir balon yapıp patlatıyorum ki Nina’nın ödü patlıyor. Hava kararıyor, çay demleniyor, sakızdan balon yapıyorum, Nina’nın ödü patlıyor. Eskiden kuyu ağzı kapatan taşlardan almışsın, göğsüme koymuşsun. Bugün ne iştahım var ne bir şeyim. Durduk yere can sıkıntısı. Hava kararırken, aklım hep bir ampulü sönük lambaya [...]

Film ekimi ve Colin Kazım Efendi

Saat daha yeni beş oldu. Birden kapıya bir haydut gibi dayanan ve hışımlı rüzgârıyla kapıyı sallayan soğuk havalara karşı tek silahım beş çayı. Çayın içine karanfil ve tarçın atıyorum. Böylece o mütevazı sarı Rize Turist çayı ve tomurcuk karışımı, birden hoş kokulu ve mevsimsel olarak uyumlu hale geliyor. Havaya giriyor. Yanında teselli kontenjanından iki küçük [...]

“Ev ve çocukları” Margotto film iftiharla sunar.

Yapmam gerekenler dolu kafamdan tembelce çekip, icraata dökebildiğim iki iş var. Birincisi Amargi Dergi’nin son sayısını yarısına kadar büyük bir zevkle okumak, diğeri gidip gelmeleri artık bizim için bir yaşam biçimine dönen elektrik kesintilerinden bir fırsat kollayıp beyazları çamaşır makinesine tıkmak. Şu anda beyaz çamaşırlar altmış derecede, bir dahaki sürpriz kesintide durana kadar makinenin içinde [...]

bu kategorideki diger yazilar »

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama