şubat güneşi
Umudu dürt Umutsuzluğu yatıştır. Baş ağrıları hazin hazin dürterken beni, sizi şimdi yatıştırmalıyım diyorum onlara. Edip Abim öyle dedi. Isırılmış dudaklarını büküyorlar, boyun büker gibi. Ne demeye konuşuyorsun bu kadar çok kendinle? Ne demeye dinliyorsun bu kadar çok kendini? Kendini yatıştırmak için belki. Afaganlara kulak asmamak için, bir yerlerde gidip uyumuş kalmış umudu bulup dürtmek [...]
Esenyurt’ta bir Clara
Yavuz Selim İlköğretim okuluna başladığımda, evin o dışa kapalı, korunaklı, güvenli dünyasından koptuğumun, içinde bambaşka insanlar ve çocukların gezdiği yeni bir gezegene adım attığımın farkına varmıştım. Okuldan önce evde bir tek çocuk hükümdarlığı sürdürüyor, istediğim tüm oyuncaklarla, istediğim kadar oynuyor, bu oyuncaklar zaman zaman eve gelen komşu çocukların büyük ilgisini çekse de bolluklarından sanırım onlarda [...]
Antalya’da ev hali
Bazı hikâyeler mıknatıs gibi birbirini çeker. Bazı hikâyeler birbirini doğurur. Bazılarıysa birbirini unutturur. Antalya’ya vardığımın ikinci günü kavurucu sıcaklar başladı. İstanbul’dan kaçarken kendimi sanki daha yoğun, yapışkan ve insanın hareket etmesini zorlaştıracak şekilde eline ayağına dolanan bir havanın içinde buldum. Temmuz sonu Ağustos başıydı. Yazlıktaki üç kadından sıcaklardan en fazla şikâyet eden bir ben, bir [...]
bu kategorideki diger yazilar »

