çocukluğumun soğuk geceleri

Dün gece çok zor uyudum. Sabah kahvelerini içerken bahçenin bir ucunda, sanki hep oradaymış gibi “kendiliğinden bitiveren” bir martı yavrusu gördük. Aslında bu martı yavruluk evresinin sonuna gelmiş, ergenliğe adım atmıştı. Boyu posu yerindeydi ama tüylerinin çoğu hala grimsi, boz bir renkteydi. Gelen geçene merakla bakıyor, korkunca “gagalarım ha!” tavrında bir hamleyle tehlikeyi savuşturuyordu. Çok [...]

Beyaz Gürültü

Pencereden beton yığınlarının arasında bir yama gibi duran site yeşilliklerine bakıyorum. Kuvvetli rüzgârın da etkisiyle önce yukarı sonra aşağı sonra da düz bir çizgide dans eder gibi ilerleyen kaçkın, kırmızı bir balon oradan oraya sürükleniyor. Bugün okula gitmedim. Kötü işaretler alan bir Hintli gibi, Kızılderili bir şaman gibi ya da sadece o gün içinden bir [...]

Alışveriş merkezlerinde hayal kurulmuyor!

Herkesin İstanbul’da yaşama nedenleri var. Benim harika şeyler listelerimin neredeyse yarısı her zaman bu şehirle ilgili sevinçlerimden oluşur. Ama neredeyse hepsinin pamuk ipliğine bağlı olduğunu bilirim. Bir akşam Gramofon Cafe ansızın Simit Sarayı olur. Bir sabah uyanırsınız ki Şehir Hatları’nı kaldırmayı tartışır olmuşlar. Bir gün Mavi Kırmızı Beyaz’ı seyrettiğiniz Alkazar kapanıverir. Bir gün Emek Sinema’sı [...]

« go backbu kategorideki diger yazilar »

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama