İnce nazik hastalıklı hanım ve beklenmedik ziyareti
Nazik ama inatçı bir hastalık bu… Dirençli, dediğim dedik. Seni yataklara düşürüp, saçını başını dağıtacak, başını ateşler içinde yakacak kadar acımasız değil. Sanki daha çok kendiyle bir derdi varmış da, yanlışlıkla derdine derman ararken senin bedenine yuvarlanmış gibi. Hüzünlü ve düşük seviyede bir baş ağrısı var, kendini içten içe belli edecek ama seni engellemeyecek kadar. [...]
“Ev ve çocukları” Margotto film iftiharla sunar.
Yapmam gerekenler dolu kafamdan tembelce çekip, icraata dökebildiğim iki iş var. Birincisi Amargi Dergi’nin son sayısını yarısına kadar büyük bir zevkle okumak, diğeri gidip gelmeleri artık bizim için bir yaşam biçimine dönen elektrik kesintilerinden bir fırsat kollayıp beyazları çamaşır makinesine tıkmak. Şu anda beyaz çamaşırlar altmış derecede, bir dahaki sürpriz kesintide durana kadar makinenin içinde [...]
kapı, ayna, sahaf…
İç kitabına şöyle bir göz gezdirdim, sayfalar birikmiş okunacak, Oturdum, yazmaya başladım. Serin mi ılık mı olacak, kararsız kalmış bir sonbahar günü. Köprünün altında oturuyorum denize karşı. İçinden birden bire kıpır kıpır bir balık çıkıp, oltanın ucunda göğe yükseliyor. Alt kattan onun misina ile yukarıya çekilişini seyrediyorum. Sonra, sepet sarkıtır gibi bizim kattan geçerek denize [...]
bu kategorideki diger yazilar »

