Pazar

Bu sabah çok geç uyandım. Saatin kaç olduğunu bilmeden anladım bunu ama saati bulamadım. Tam o esnada öğle ezanı okundu. Eyvah bu ne uyku? Bu şöyle bir uyku ki, geçen hafta ben tam anlamıyla okuldan mezun oldum. Haftanın en sıcak günlerinden birinde kampüsten kampüse, hocadan enstitüye koşuşturdum. Onlara ciltli bir tez vermem karşılığında bana geçici [...]

Börekçim

Benim börekçim, Sultanahmet tramvay durağının karşısında, ağaç altında durur. Siz arabanın başına yanaşınca, artık nereye saklanmışsa, birden ortaya çıkıverir. Bir kere börek aldınız mı sizi hemen hatırlar, lokma lokma peynirli böreğinizi kesmeye başlar. Önlüğü bembeyaz ütülüdür, saçları taralıdır. O sırada belki bir yerlerde memuriyette bulunan Mehmet Bey yoldan geçer, börekçim hemen, “Mehmet Bey, Günaydın!” der. [...]

tanıdıklık

Sabah. İşe doğru koşturmaca. Hızlı adımlar, yetişeme amaçlı bir tempo. Sultanahmet’in Babıali’ye bakan arka sokakları… Çay bahçesinin önünden geçerken, Hulusi Kentmen ikizi amcayla selamlaşma: “İşin acele değilse otur, bir kahve yapayım sana?” “Geç kaldım Hulusi Amca, öğlene yaparsın.” “Haydi hayırlı işler.” Öğlen. Çay bahçesinin çaprazında bir esnaf lokantası. Araka bezelye, az pilav, cacık.  Garson, dün [...]

« go backbu kategorideki diger yazilar »

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama