Aldanma ruhum, kulağımda kiraz, sardunya sularken yazmıyorum bunları!

İşler yığıldıkça yığılıyor ofiste, ama ben buzz gibi görünen o denize bir türlü giremiyor, kendi kıyılarımda gezinip duruyorum. Arasıra ayaklarımı sokuyorum suya, birkaç mail falan yanıtlıyorum, sonra korkunçç bir iç sıkıntısıyla geri kaçıp gazete okumaya devam ediyorum kaldığım yerden. İşlerden oluşan deniz, ben kıyıda oyalanırken büyüdükçe büyüyor, ben ne kadar geri çekilsem de gelip ayaklarıma [...]

Yeşil bir bitkiyim ofis çöllerinde!

Sıcaktan bayılmak üzereyim ve karnım zil çalıyor. Devamlı su içmeye çalışıyorum, bahar yorgunluğunun üzerine su serpmek iyi gelir diyorlar. Su serptikçe bünye kendine gelir mi acaba? Bilmiyorum. Canım şöyle kocaman bir bardak, şemsiyeli, renkli bir meşrubat istiyor, sahilde bir bar sandalyesinde oturayım ve mümkünse etraftan dımçıkı çık çık ritminde bir şeyler çalsın. Hayallere dalıyorum zira [...]

Zaman biraz yavaşla…

Karnımın acıkmaya başladığı saatler geldi çattı. Şu saate kadar haldır haldır çalışmış olup yapılacak işlerin yarısını bile halledemediğimi gördüğüm an, madem bunun sonu yok dur iki satır havalan dedim. İyi demiş miyim? Bugün aslında neden bilmiyorum ziyadesi ile hayırlı ve huzurlu bir hava içindeyim. Sabahtan iş yerinde üzerime üzerime gelen sıkıntıları şimdi nedense o kadar [...]

« go back

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama