Antalya’da ev hali
Bazı hikâyeler mıknatıs gibi birbirini çeker. Bazı hikâyeler birbirini doğurur. Bazılarıysa birbirini unutturur. Antalya’ya vardığımın ikinci günü kavurucu sıcaklar başladı. İstanbul’dan kaçarken kendimi sanki daha yoğun, yapışkan ve insanın hareket etmesini zorlaştıracak şekilde eline ayağına dolanan bir havanın içinde buldum. Temmuz sonu Ağustos başıydı. Yazlıktaki üç kadından sıcaklardan en fazla şikâyet eden bir ben, bir [...]
yeryüzünün bütün sabahları
Sabah. Güzel anlamlar taşırmış gibi duran bir kelime. Azıcık sıkıntısıyla beraber oturuverir hâlbuki insanın kalbine. Uyanır uyanmaz, kahvenin telvesinin dibinde birikmesi gibi, gözünü açmanla beraber, yüreğin kabarabilir. Olabilir bunlar. Saramago, şöyle yazmış not defterine: ‘‘ Mutlak karanlığa dalmış bir odada ışık yaktığımızda karanlık yok olur. O zaman kendimize şöyle sormamız tuhaf olmaz: ‘ Nereye kayboldu?’ [...]
solo şarkılar
Araba sıcak havanın içinde, yanan asfaltlar üzerinde yol alırken her kilometre beni sanki sadece eve değil, saklı bir bilinmeyene doğru yaklaştırıyordu. İçinde sanki bir ödevi yapmış bitirmiş gibi bir huzurla tatilden (!) dönen var mıdır bilmiyorum ama ben işte tam da böyle hissediyordum. Sağlı sollu uzanan tarlalar, zeytin ağaçları, günebakanlar, ıssız topraklar, ormanlar, barajlar, virajlar, [...]
bu kategorideki diger yazilar »

