Bir zamanlar buralarda bir yerde

Pazar günü pazara gittik. Bagajı zerzevatla doldurduk, eve dönüyoruz. Bir baktık, yolun ortasında bir polis arabası duruyor. Şoför mahalinin kapısı açık. Ortalıkta kimse yok. Ne sağından ne solundan geçilecek gibi. El mecbur bekliyoruz. Aradan bir-iki dakika geçmeden kenardaki ceviz ağacının arkasından bir polis çıkıverdi. Ellerinde cevizlerle. Ne mahçup, ne de utangaç sadece eğlendiğini belli eden [...]

hürrem sultan ve her an zehirlenme tehlikesi

Her ne kadar mazbut da olsa, bu Mart’ın husumetine bizim ev bile dayanamıyor, onu anladım.  Okuyup yazdığım oda konumu itibarı ile denize açılan bir pencere olduğundan, mübarek, ısınmıyor. Buz kesen parmak uçlarının çıtırtısına, arada kedilerin devirdiği kitapların gümbürtüsü karışıyor.  Taş kesen dar omuzlarıma atılmış bir battaniye kah orada, kah dizlere kayıyor. Yazıyorum ama yazmaya başlamak [...]

kırık ampul sökük kenar

Çay demleniyor. O demlenene kadar sakız çiğniyorum. Arada öyle büyük bir balon yapıp patlatıyorum ki Nina’nın ödü patlıyor. Hava kararıyor, çay demleniyor, sakızdan balon yapıyorum, Nina’nın ödü patlıyor. Eskiden kuyu ağzı kapatan taşlardan almışsın, göğsüme koymuşsun. Bugün ne iştahım var ne bir şeyim. Durduk yere can sıkıntısı. Hava kararırken, aklım hep bir ampulü sönük lambaya [...]

bu kategorideki diger yazilar »

HAKKINDA

Margot İstanbul’un eline doğdu. İlk masallarını dedesinin kucağında potinleri yere değmiyorken dinledi. Eli kalem tuttuğunda ilk iş kendi masallarını yazmaya başladı. Defterler defterleri kovaladı. Bir gün blog denen internet defterini duydu. O günden beri başından geçen masalları internette yazıyor.
devamını oku

Siteden Haberlere Üye Ol

Arama