işe gittim dönücem
Gönderilme Tarihi | Mayıs 10, 2011 | 9 Comments
merhaba Margotto,
seni ihmal ettiğimi düşünüyorsun, biliyorum. haklısın da. hayat beni savurdu ve ben seni unuttum. yeni bir işe girdim. neyse ki bu seferki, senin de seveceğin türden. kitaplar arasındayım şimdi, editör oldum. oluyorum daha doğrusu editör oluyorum, her gün bir şey daha öğreniyorum. havalar bir garip. benim halim de öyle. bir açık bir kapalı. tezin sonları geldi, ama sonu gelmedi. iki cephe açıldı hayatımda. hafta sonu birinde hafta içi birindeyim. arada soluklanmak için yine geleceğim.
seni seviyorum, özür diliyorum.
margot
kütüphanede hoş bir gezinti
Gönderilme Tarihi | Nisan 8, 2011 | 9 Comments
Bir nefeslenelim ve ortak noktaları huzur vermek, sadeleşmek ve yaratıcılığı teşvik etmek olan kitaplarımıza bir göz gezdirelim ne dersiniz?
Kitapların beş dakika içinde, kütüphanenin boş raflarına kayarak arzı endam eyledikleri, kısa yazımıza hoşgeldiniz.
İlk kitabımız Doğal Yaşam ve Başkaldırı. Uzun süre benim başucumda beyaz -normalde komodin denen fakat benim çok şirin olduğundan komidin demeyi tercih ettiğim minik mobilyamda-duran bu güzeller güzeli kitabı zaten duymamış olamazsınız. Bir filozof, bir münzevi, bir doğa aşığı… Bu kitabı okurken sizden karmaşadan elinizi eteğinizi çekecek, kuş seslerini duymuş kadar olacaksınız. İnsan uyumadan önce başka ne ister?
İkinci kitabımız İçinizdeki Yaratıcıyı Keşfedin. Kitap fotoğrafı alelacele çekildiği için başlığının bir kısmını kaybetmiş olsa da, kırmızı saatle beraber poz veriyor. Julia Hanım bu kitapta sizi kendinizle hasbıhale davet ediyor. İçinizdeki sanatçı ile muhabbet etmenin yollarını size güzel ve tatlı bir dille anlatıyor. Ben kendisiyle tanışmış olmaktan memnun kaldığımı hatırlıyorum. Orası burası yazılı çizili kitaplarımdandır.
Gelelim üçüncü kıymetlimiz, Keri Smith kitaplarına. Kendisini blog’undan takip ettiğim bu güzel hanım ile çeşitli bahaneler ile mail alışverişinde bulunduk. Çok sevimli, çok güzel ve akıllı bir insan olduğunu düşünüyorum. Kitaplarının çoğu yanyana kolkola girmiş kütüphanemde durmaktadır. Keri’nin bana öğrettiği şey günlük hayatta yaratıcı olabilmek ve bunu özgürce yapmak. Yeri geldiğinde karalamak, yırtmak, yapıştırmak. Ama seni sıkan o iplerden bir şekilde kurtulmak. Şeker gibi bu kitaplardan mutlaka edinin ve onlara iyi bakın!
Gelelim “tüketim” meselesini ele alan iki kitabımıza. Bunlardan ilki, benim anlatmaktan bıkmadığım “Your money or your life“. Bu kitap sayesinde bir şeylere tabiri caiz ise “uyandığımı” söyleyebilirim. Kitap hakkında yeterince konuştum. Ama yine de konuşabilirim, çünkü sonuna kadar hak ediyor. Ekmek parası kazanmakla, hayatınızı kazanmak arasında o kadar büyük bir uçurum yok. Kitap uçurumu kapatıyor, elinizden tutuyor ve yapabilirsin! diyor.
Son kitabımız bu meseleyi açan ve anlatan nitelikte: Affluenza. Acaba tüketmekten, borçlanmaktan ve ödemekten yorgun düşmüş ve bunun sonucunda bir mutsuzluk hastalığına kapılmış olabilir misiniz? İşte bu hastalığın adı Affluenza. Yani tüketim gribi gibi bir şey! Hiç çekinmeden söyleyeyim, zamanında kendimi nasıl tedavi edeceğim diye ilaç niyetine okuduğum bir kitaptır. İşe yaramıştır. “Sistem size cüzdanını aç derken siz gözünüzü açın” demiştir.
Evet, harikalar galerisi kütüphanemizdeki gezimiz şimdilik sona eriyor. Umarım size faydalı birkaç seçenek gözünüze takılmıştır.
Peki sizin bu kitaplara “arkadaşlık” edecek önerileriniz var mı?
Ben kitapların fotoğraflarını çekerken, sandalyemi kapan Nina uyuyakalmış. Kendisi raflarda duran kitapları yere atmayı çok seviyor, böyle melek göründüğüne bakmayın lütfen!
pizza a la margotto
Gönderilme Tarihi | Nisan 1, 2011 | 13 Comments
Yağmur başladı, evi tekrar ısıtmak gerekti. Bu kapalı havalarda eğer evde olacaksanız, bu hafta sonu bir pizza yapmayı deneyin. Mayalı hamur ılık bir evde çok daha güzel kabaracaktır. İnanın çok kolay!
Pizza hamurunun tarifini Arzu Aygen- Ülfet Aygen’in Beyaz Unsuz Şekersiz Hamur İşleri kitabından aldım. Ama tarif birebir aynı değil, deneyerek biraz değiştirildi. Ben size kendi uydurduğum tarifi anlatacağım.Pizza denince güzel bir hamur tarifi zaten yeterli, üzerinin malzemesi sizin keyfinize kalmış!
Pizza Hamuru malzemeleri:
*1 silme çorba kaşığı kuru maya. (Kırmızı pakette satılan Yuva marka kullanın, insant denen yeşil pakettekini değil, bunu suda eritmeniz gerekecek)
*1 su bardağı ılık su (parmağınız yanmayacak kadar sıcak)
* 1 su bardağı tam buğday unu
* 1 su bardağı beyaz un (evet, evet… tarif beyaz unsuz diyor, tarif yarı yarıya hileli, biliyorum! ama böylelikle hamur daha yumuşak ve kabarık oluyor)
* 1 çay kaşığı tuz
* 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı.
Hamuru nasıl yapacağız peki?
Çok kolay! Çukur bir kaba iki bardak ununuzu dökün. Üzerine tuz ekin. Ortasını havuz gibi açın. Boşluğa zeytinyağını ve bir bardak ılık suda erittiğiniz mayanızı dökün. Başlayın yoğurmaya, hemen toparlanan bir hamur olacak. Belki azıcık daha un gerekebilir. Elinizde yumuşacık bir hamur olana kadar beş dakika yoğurun. Şimdi üzerini kapatıp, ılık bir yerde kırkbeş dakika unutun. Hamur kabarıp, mis gibi maya kokacak.
Pizza Hamurunu nasıl açalım?
Unlanmış düz ve temiz bir yüzey lazım. Tezgah ya da masa üzeri olur. Oklavanızla ortasından başlayarak yanlara doğru hamuru inceltin. İnce ama çok çok ince değil. Şimdi incelmiş yuvarlak pizza tabanınızı, ucundan unlanmış oklavaya sararak yavaşça kaldırın ve yağlı kağıdı serdiğiniz fırın tepsinize taşıyın.
Üzerine ne koyalım?
Canınız ne isterse! Ama önce şu salçalı sosla hamurunuzu ıslatmalı ve üzerine kaşar rendelemelisiniz.
Salçası:
1 yemek kaşığı halis domates salçası
1 çay kaşığı kekik
Azıcık su ve zeytinyağı
Bu salçayı güzelce hamurunuza yayın. Üzerine dilediğiniz kadar kaşar rendeleyin. Bu resimde görmüş olduğunuz benim mantarlı soğanlı pizzam. Soğanları kısık ateşte biraz şekerle karemelize ettim, biraz da nar ekşisi ekledim. Ama siz dolapta ne kaldıysa onu kullanın. Artan pazı yapraklarından, kalmış bir kabaktan ya da patlıcandan, bir iki kuru domates parçasından harika bir pizza çıkarabilirsiniz. Dolabınız da temizlenmiş olur!
Fırınınız önceden ısınmış olsun. 180 derecede on, on beş dakikada pişirin. Aman yanmasın, kurumasın. Ağzınıza lâyık olsun!
Kırmızı ekoseli bir masa örtüsü yayın. Yanına güzel bir kırmızı şarap açın, yağmura bakın!
not: eğer doyana kadar pizza diyorsanız, iki kişi baş başa karnınızı bu pizzayla çok mutlu bir şekilde doyurabilirsiniz. Yok ben çok hamaratım, duramadım neler neler pişirdim diyorsanız, üç dört kişi birer dilimle tadına bakabilir!










