tanıdıklık
Gönderilme Tarihi | Haziran 1, 2011 | 6 Comments
Sabah. İşe doğru koşturmaca. Hızlı adımlar, yetişeme amaçlı bir tempo. Sultanahmet’in Babıali’ye bakan arka sokakları… Çay bahçesinin önünden geçerken, Hulusi Kentmen ikizi amcayla selamlaşma: “İşin acele değilse otur, bir kahve yapayım sana?” “Geç kaldım Hulusi Amca, öğlene yaparsın.” “Haydi hayırlı işler.”
Öğlen. Çay bahçesinin çaprazında bir esnaf lokantası. Araka bezelye, az pilav, cacık. Garson, dün kestirdiğim saçlarım için: “Abla saçlar güzel olmuş” “Sağolasın.”
Buralar tanıdık, ben buralara tanıdığım. Haziran’ın birinde, masamda kiraz, oturmaktayım.
kısa metraj
Gönderilme Tarihi | Mayıs 12, 2011 | 12 Comments
Sabahın serinliğinde pencereye yansıyan görüntüler, tramvayın hızına göre art arda bazen hızlı bazen yavaş geçiyor gözlerimin önünden. Bu karede mekan Beyazıt. Hava puslu ve soğuk, insanlar telaşlı. Eline çabuk şalvarlı bir teyze çimenliğin içine dalmış bir şeyler yoluyor. Ne ola? Ebe gümeci, ısırgan? Kadrajı kaydırınca, çimenliğin bittiği yerde kaldırımda bir turist kafilesi. Belki yirmi belki otuz kişi. Sapsarı kafaların içinde bir tek Afrikalı kıvırcık saçlı kız var, gülümsüyor. Kadraj şimdi sağa doğru kayıyor, otobüs duraklarının önüne. Üç esmer, cılız delikanlı. Polis üniformalarını giymiş koşturuyorlar. Kim bilir nereye? Terden ıslanmış ip ip saçları enselerine yapışmış. Belki bazen gece yatmadan önce mesela, Behzat Ç. Gibi konuşup, yavaş ve sakin yürüdükleri, gözlerini kısarak bakacakları günleri hayal ediyorlar. Tramvay hızlanıyor. Çemberlitaş’a doğru uygunadım insanlar. Gözlüklü ciddi adamlar, simit alanlar, her zamanki köşesinde selpak mendil ve tükenmez kalem satan yaşlı teyze. Havalanan güvercinler. Kulaklıktan, seyrettiğim resmin üzerine Bruce Springsteen dökülüveriyor. En dokunaklı sözleri ağaçların yosunlu yanına denk geliyor çünkü o da kuzeye karşı şakıyor. Bir serin sabah daha ilahi Mayıs ayında, film tadında başlıyor.
işe gittim dönücem
Gönderilme Tarihi | Mayıs 10, 2011 | 9 Comments
merhaba Margotto,
seni ihmal ettiğimi düşünüyorsun, biliyorum. haklısın da. hayat beni savurdu ve ben seni unuttum. yeni bir işe girdim. neyse ki bu seferki, senin de seveceğin türden. kitaplar arasındayım şimdi, editör oldum. oluyorum daha doğrusu editör oluyorum, her gün bir şey daha öğreniyorum. havalar bir garip. benim halim de öyle. bir açık bir kapalı. tezin sonları geldi, ama sonu gelmedi. iki cephe açıldı hayatımda. hafta sonu birinde hafta içi birindeyim. arada soluklanmak için yine geleceğim.
seni seviyorum, özür diliyorum.
margot



